medya sensin, paylaş!

Ülkenin Euro2016 ile sınavı ve stratejik pazarlama

Euro2016 15 gün sonra başlıyor.  Milli takım, mucizevi bir sonuçla orada olmayı hak etti. Bu, birkaç açıdan önemli:

1. İçinde bulunduğumuz gerginlikler zincirini kıracak, bir ortak ülküde hepimizi buluşturacak bir bulunmaz fırsat,

2. Gençler için, spora ilgi duymaları ve bir ulusal başarıyı tatmaları için, özellikle futbol gibi genele yayılmış bir kaldıraç sayesinde, umut verici,

3. Markanız, kategoriniz ne olursa olsun, içinde yer bulup fark yaratabileceğiniz bir derya.

Ne yapıyoruz? "Biz bitti demeden bitmez" gibi , içi bomboş, tekrarlanmış bir başarı içermeyen bir lafın etrafında, aynı tonda ve görüntüyle çekilmiş reklam filmlerine para harcıyoruz.  İçerik sıradan, söylemler iddia içermiyor. Kaybedersek kusura bakmayın mealinde işler.

Oysa Milli takım, milli bir iş.  Türkiye markasını yönetenlerin üzerinde hassasiyet göstermeleri gereken bir proje. Ülke için bir potansiyel gurur fırsatı. Aylar geçti.  Cumhurbaşkanı eski futbolcu. Dahası, kendisi için bulunmaz bir ortak payda.  O da desteklemiyor.

Etrafınızda milli takım formalı insan görüyor musunuz? Hayır. Böyle bir ruh hissediyor musunuz? Hayır. Ülkeyi yöneten herhangi bir bakan, bir özel sektör genel müdürü formayı giyip poz verdi mi? Milyonlarca lira harcayan sponsorlar, filmleri çektiler, işleri bitti. Bir devlet dairesi, bir özel sektör şirketi, maçlar için ekranları kurdu mu? Hayır. Kuracak mı? Umarım.

Herkese, en çabuk, bir tartışmaya mahal vermeyecek şekilde, ortak bir heyecan, ruh oluşturmak için futboldan daha iyi bir yol var mı Türkiye'de, bilmiyorum.

Bu stratejik fırsatı değerlendirecek bir içerik yaratamadık. "Bir" olamadık. Neler oluyor?