medya sensin, paylaş!

Türkiye denge unsuru olmaktan çıktı

Gazeteci Işın Eliçin'e göre Kürtlerle ilişkiler ve DAİŞ'le mücadele konusunda ABD'yle karşı karşıya gelen Türkiye artık Obama için daha düşük profilli bir müttefik. Eliçin, "Türkiye bölgede denge unsuru olmaktan çıkalı epey olmuştu, artık kendi iç dengesini de zorluyor" dedi.

Gazeteci Işın Eliçin'e göre Rusya-ABD-Türkiye-Kürtler denkleminde 2016'da çok büyük bir değişiklik olmayacak. ABD ile Rusya'nın Kürtlerle ilişkilere hala taktiksel yaklaştığını vurgulayan Eliçin, "Aralarındaki husumet nedeniyle Rusya Ankara’nın damarına basmaktan hoşlanıyor, bu nedenle önümüzdeki günlerde Kürtlere daha fazla arka çıkıyor görünmekten kaçınmayacaktır. ABD ise Türkiye’yi açıktan karşısına almadan ara formüller üretmeye devam edecektir" dedi.
İMC TV programcılarından gazeteci-yazar Işın Eliçin, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın ABD ve Rusya ziyaretinin olası sonuçları, Türkiye'nin eleştirilen dış politikası, Suriye savaşının Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya etkileri, ABD, Rusya ve İran'ın "Yeni Ortadoğu" stratejisi ile bölgede önemli bir aktör olan Kürtlerle ilişkilerine dair yazılı sorularımızı yanıtladı.

DAİŞ'le etkin mücadele ve Kürtlerle işbirliği konularında zaman zaman karşı karşıya gelen ABD ile Türkiye'nin ilişkileri sizce bundan sonra nasıl seyreder? ABD-Türkiye-Kürtler denkleminde 2016'da nasıl bir tablo bizleri bekliyor?
2016’da ABD’de başkanlık seçimleri var, yani Obama’nın görevdeki son yılı. Dolayısıyla ABD çıkarlarına ve vatandaşlarının güvenliğine yönelik olağanüstü bir tehdit/saldırı yaşanmadığı sürece, dış politikasında önemli değişiklikler beklememek gerek. Türkiye ile ilişkileri de bu çerçevede değerlendirmek lazım. Bu ne demek? Epeydir izlediğimiz gibi Beyaz Saray, Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidarın “başına buyruk” icraatını hoş karşılamadığı durumlarda dahi, ona doğrudan karşı çıkmayacak ama her yaptığını onaylıyor görünmekten de kaçınacaktır. Keza Amerikan yönetiminin Kürtlere ilişkin politikasında da dramatik bir değişiklik beklemiyorum. Yani Suriye’de adına Suriye Demokratik Güçleri diyerek YPG/YPJ ile işbirliğine devam edecek, Irak’ta merkezi yönetim ile Kürdistan arasındaki husumette birini diğerine yeğler tavır almayacak, Türkiye içinde de örneğini gördüğümüz sivillerin korunmasına yönelik çağrılar dışında süregiden çatışma ortamına bariz şekilde müdahale etmeyecektir, diye düşünüyorum. Ama Türkiye artık Obama için daha düşük profilli bir müttefik.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın ABD ve Rusya ziyaretinin olası sonuçları ile Türkiye'nin eleştirilen dış politikası ve Kürtlerle ilişkilerin seyri konusunda neleri öngörebiliriz?
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ABD ve Rusya ziyaretleri Kürt hareketinin kendini anlatması, muhatap bulup sesini duyurması açısından önemli. Demirtaş, ABD’de Dışişleri’nin iki numarası (Tony Blinken) Rusya’da ise bir numarası yani Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüştü. Ama bu kadar üst düzeyde karşılanmasının nedeni, bu ülke yönetimlerinin Kürtlerin mücadelesini samimiyetle desteklemesi değil. Kürtler maalesef, Suriye’de, IŞİD’e karşı etkili savaştıkları sürece ve Esad'sızlıkta ısrar eden Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılabildikleri ölçüde kıymetliler. ABD de Rusya da, Demirtaş’ın da teslim ettiği gibi "taktiksel" yaklaşıyor meseleye. Aralarındaki husumet nedeniyle Rusya Ankara’nın damarına basmaktan hoşlanıyor, bu nedenle önümüzdeki günlerde Kürtlere daha fazla arka çıkıyor görünmekten kaçınmayacaktır. ABD ise yukarıda söylediğim gibi Türkiye’yi açıktan karşısına almadan ara formüller üretmeye devam edecektir.

DAİŞ karşı verdikleri mücadele ile Ortadoğu'da önemli bir aktör haline gelen Kürtlerin 2016 yılında rolü sizce ne olacak?
Sorunuzun içindeki gizli önerme yani bölgenin kadim halklarından birinin, Kürtlerin, hala “önemli bir aktör” sayılabilmek için savaşmak zorunda oluşu, ne acı bir durum değil mi? 2016’nın bu coğrafyanın tüm halklarının birbirine eşit statüde sulh içinde yaşayacakları bir gelecek inşa etmeye başladıkları yıl olmasını çok isterdim. Fakat hiç iyimser değilim.

Türkiye ile Barzani yönetiminin yeniden yakınlaşmasının etkileri bölgeye nasıl yansır?
Türkiye ile yakın ilişkiler, Irak Kürdistan’ı için pek çok açıdan zorunluluk. Ama Barzani yönetiminin petrol satışı üzerinden Ankara ile kurduğu karşılıklı çıkar ilişkisi ekonomiyle sınırlı değil. Mesut Barzani’nin siyasi geleceği Türkiye’nin desteğine giderek daha bağımlı hale geliyor. Türkiye’nin Irak Kürdistan’ında artan askeri varlığı, Barzani için, hem merkezi yönetime karşı bağımsızlık kozunu canlı tutmasını sağlayan bir araç, hem de PKK’nin yanısıra İran temayüllü siyasi muhaliflerine de gözdağı içeriyor (Bağımsızlık yakın vadede gerçekçi bir hedef gibi görünmüyor ama Barzani yönetimi bu kartı kullanarak, Musul ve Kerkük’ü -Türkiye’nin hamiliğinde- kendi kontrolünde tutmayı hesaplıyor olmalı).

Son yıllarda Suriye ve Irak'ta etkisini iyice artıran, iki ülkedeki savaşa da doğrudan müdahil olan İran'ın stratejisini "Yeni Ortadoğu" düzleminde nasıl ele almalı?
İran ABD ile anlaşıp tecritten çıkma ve bu yolla bölgesel gücünü artırma yoluna girmişken, enerjisinin önemli bir bölümünü Irak ve Suriye’deki rejimleri ayakta tutmaya harcıyor (Yemen mesaisi de cabası). Nüfuzunu ve rejimini koruması bu iki süreci zemin kaybetmeden beraber yönetebilmesine bağlı.

İran'ın bölgedeki konumunu güçlendirmesinden rahatsız olan güçler de az değil. Bölge dengeleri açısından bu durumu nasıl yorumlamalı?
Wikileaks belgelerinde de okumuştuk, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, İsrail’i değil asıl İran’ı düşman olarak görüyor. Bu bakımdan İsrail ile müttefik bile sayılabilirler. Türkiye’nin de bu kampla safları giderek daha fazla sıkılaştırdığına tanık oluyoruz. Türkiye bölgede denge unsuru olmaktan çıkalı epey olmuştu, artık kendi iç dengesini de zorluyor.

Müttefik güç olarak görülen İran ve Rusya ne yapmak istiyor? Planları ne?
Rusya küresel sistem içinde eski Sovyet dönemindekine benzer bir ağırlığa sahip olabilmesinin yolunun enerji kaynaklarının kontrolünden geçtiğini görüyor. Libya’da treni kaçırdı. Müdahaleye engel olamadı. Fakat Suriye’de de kaçırırsa, zaten NATO da kapısına kadar dayandığı için, mevcut gücünü de kaybedebilir (petrol fiyatlarının düşük seyri ve Ukrayna krizi kaynaklı ambargolar zaten ekonomik dengelerini zorluyor). İran’ın bölgedeki nüfuzunu korumak, İran ile ittifak içinde olmak bu bakımdan Rusya’nın da çıkarına. Rusya’nın bir ara Esad’dan vazgeçebileceği söyleniyordu hatırlarsınız. Ama Tahran’ın Moskova’yı Esad’sız geçişe razı olmaması için ikna ettiğini düşünüyorum.

İran'ın DAİŞ'e karşı savaşan ve Ortadoğu'da önemli bir aktör haline gelen Kürtlerle ilişkileri sıkıntılı bulunuyor. Tahran'ın bu konudaki politikaları eleştiriliyor. Tahran'ın Kürt politikasını nasıl okumalı? 2016'da bu konuda bir değişiklik beklemeli miyiz?

İran’ın Suriye’de, Türkiye’de ve Irak’taki Kürtlerle ilişkilerini iyi tutmak istediğini düşünüyorum. Hatta IŞİD ile mücadele bağlamında peşmerge ve YPG’ye destek de oluyor. PKK’ye de köstek olmayacağını tahmin etmek zor değil. PJAK ile İran arasında bir ateşkes var bildiğim kadarıyla. Her iki taraf da başka cephelerde savaşmak zorunda olduğu için, Mayıs ayında Mahabad’da yaşanan olayın işaret ettiği gibi kırılgan olsa da bu çatışmasızlık halini korumak isteyecektir diye düşünüyorum.

Rusya’nın da aktif olarak müdahil olmasının ardından Suriye’deki savaşın Türkiye’ye, bölgeye ve dünyaya etkileri nasıl bir seyir izleyecek?
Rusya-Türkiye ilişkilerinin yakın gelecekte düzelmesini beklemiyorum. Bana kalırsa Putin, "dünya 5’ten büyüktür" sözünü şiar edinen Erdoğan’ın işi Rusya’nın altından sandalye çekmeye vardırdığını düşünüyor ve "had bildirmek"te kararlı. Suriye’de savaşın seyri Rusya’nın aktif katılımıyla Esad'ı orta vadede iktidarda tutarak Cenevre’de çözülebilecek bir yola girmişti. Türkiye uçak düşürerek buna taş koydu. Kısmen başarılı olduğunu da düşünüyorum.

Sizce bu kez Cenevre görüşmelerinden sonuç alınabilecek mi ve Suriye'de barış sağlanabilecek mi?
25 Ocak’taki görüşmelerden kamuoyuna ilerleme olarak sunulabilecek adımlar çıkabilir ama silahların susmasına ve barışa daha epey bir zaman var korkarım.


NOT: Bu söyleşi 2 Ocak 2016 tarihinde Yeni Özgür Politika gazetesinde yayımlanmıştır: http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=n...