medya sensin, paylaş!

O Fotoğrafın Hikayesi

Aylardır sosyal medyada bir fotoğraf dolaşıyor. Fotorafta eski Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç bir restoranda, sağında ve solunda sakallı üç genç ile esmer, orta yaşlarında bir beyin arasında bir hatıra fotoğrafından tebessüm ediyor. Tiyatro derslerinde Sedef Ecer hocamız bize derdi ki “Anın yakalanması önemlidir, o anın tanığı olacak ifadeyle bak.” En sevdiğim çalışmalardan biriydi tiyatro derslerinde. Ve ileride gazetecilik ve sunuculuk hayatımda bundan çok kez faydalanacaktım.

Köln’de bir restoranda çekilmiş bu karede eski Bakan Suat Kılıç’ın yüzündeki ifadeye çok baktım. Hafif bir tebessüm, bir eli o orta yaşlı beyin omuzunda, çok rahat değil belli, ama pek tedirgin de görünmüyor. Sadece hükümet görevlilerinin nadiren de olsa halkın içine karıştığı zamanlarda yüzlerine yansıyan “vatandaşa yakınım” haleti ruhiyesi.

Özellikle yılın başında Adana’daki TIR’ların durdurulmasıyla başlayan ve Ankara’nın Suriye’deki El Nusra’ya veya bölgedeki El Kaide’nin türevlerine silah yolladığı iddialarının ayyuka çıktığı dönemlerde daha da sıkça paylaşıldı bu fotoğraf.

Fotoğraf 2013 yılı Mayıs ayında dönemin spor bakanı Suat Kılıç’ın Köln’de, Türkiye kökenlilerin yoğun yaşadığı Keup Caddesi’ne ziyareti sırasında çekilmiş. Sağlı sollu onlarca Türkiye kökenli esnafın bulunduğu caddede yanyana kebapçılar, kıraathaneler, baklavacılar ve züccaciyeciler var.

Fotoğraf, Kilim Restoran‘da çekilmiş. Kilim, Urfalı geniş bir ailenin işlettiği bir kebapçı. Köln’de tanımayan yok. Baba önce minik bir fırın acar ve çorba ile lahmacun satar. Çocuklar büyüdükçe her biri işin ucundan tutar. Derken Kilim yan tarafındaki dükkanı da alır, genişletir ve kocaman bir kebapçıya döner. Günde 23 saat açıktır. Aile inançlı bir aile. Kimileri tarikat ilişkilerinden bahseder. Ama herkesin herşeyi yaydığı bir ortamda pek de itibar etmemeli söylenenlere.

"Bana o sabah telefon geldi Köln Başkonsolosluğu’ndan" diye hatırlıyor Keup Caddesi Esnaf Derneği eski başkanı Mithat Özdemir. "Dediler ki Bakan Suat Kılıç gelecek, refakat edin". Mithat Özdemir, Bakan’ın yanında dönemin Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa ve Avrupa Türk Demokratlar Birliği UETD'nin Başkanı Süleyman Çelik’in bulunduğunu hatırlıyor. Ve elbette korumalar. Bakan caddeye gelir. Bir kaç esnafı ziyaret eder, derken Kilim restorana girer.

Dükkanın girişinde, hemen sol tarafta, kapının yanında oturan grup ile Bakan Kılıç arasında selamlaşma ve sohbet gelişir. Keup caddesi Esnafı Derneği eski Başkanı Mithat Özdemir,"Ben tanımıyordum adamları, ama sakallı, şalvarlı halleri ile tarikatçılara benziyorlardı, tedirgin oldum" diye hatırlıyor. Biraz sohbet ettiler. "İngilizce mi Arapça mıydı şimdi bilmiyorum, ama konuştular" diyor. Daha sonra da "Bir hatıra fotoğrafı çektirelim" denmiş.

Bakana Köln gezisinde eşlik eden Avrupa Türk Demokratlar Birliği UETD Başkanı Süleyman Çelik ise " Tamamen tesadüfen oluşan bir kareydi" diyor. "Restoranın sahibini tanırız, çok ısrar etti illa lahmacumunu yiyin" diye. Onunla ayaküstü sohbet ederken girişteki masadan sakallı bir genç Bakanı tanır ve "Selamün aleyküm" der. Akabinde de kendi cep telefonlarıyla bir hatıra fotoğrafı çekerler. Muhtemelen fotoğraftaki sakalsız bey, İbrahim Ebu Naci fotoğrafın çekilmesine vesile olur, zira AKP’li bir bakan ile aynı karede yer almaktan en çok faydalanabilecek kişi odur. Kendi koca propaganda aparatı için.

Karedeki diğer aktörlere göz atmadan önce biraz İbrahim Ebu Naci‘yi tanıyalım. Kendisiyle 2012 yılında Köln’de selefilerin düzenlediği "Barış Konferansı" adlı etkinlikte tanıştım. Etkinlik, çoğu Kuzey Ren Vestfalya’dan gelen gençlerden ve bir grup kara çarşaflı, çocuklu, kimseyle konuşmayan kadınlardan, onlara eşlik eden şalvarlı, takkeli beylerden oluşan 200 kişilik bir propaganda eylemiydi. Çok sayıda Türkiye kökenli genç de vardı izlemeye gelen. Filistin kökenli İbrahim Ebu Naci, her zaman olduğu gibi orada da kısa bir selamlama yapmış, işin show kısmını Almanya’daki selefilerin en tanınmış figürü, sonradan Müslüman olan, eski boksör Pierre Vogel’a bırakmıştı. Oysa "Gerçek Din" adıyla kurduğu cemaati ve internet sitesinden yayınladığı vaazları ile örgütte asıl iplerin İbrahim Ebu Naci’nin elinde olduğu biliniyor. Skyp üzerinden İslama geçiş törenleri yapıp, propaganda amacıyla kullandıkları videolar dönmüştü YouTube’da.

İbrahim Ebu Naci, kelime anlamıyla kendini Hz. Muhammed’in selefi olarak gören ve yedinci yüzyıldaki İslamı savunan biri olarak niteleniyor. Şeriatın tek geçerli devlet sistemi oduğunu savunması ve insanlar tarafından hazırlanan anayasaların çok üzerinde durduğu yönündeki sözleri Almanya’daki düşünce özgürlüğünün sınırlarını epey zorlamıştı. Vaazlarından birinde zinanın cezasının taşlama olması gerektiği şeklindeki açıklamasıyla da sert tepkilere neden olmuştu. 2012 yılında Ebu Naci’nin arkasında olduğu ve Alman Anayasasına aykırı yayınlar yaydığı iddia edilen "Gerçek Din" adlı site kapatıldı. Hakkında, kendisini eleştirenlere yönelik ölümle tehdit etmekten soruşturma başlatıldı. Ancak soruşturma aynı yılın kasım ayında kanıt yetersizliğinden durduruldu. İbrahim Ebu Naci,aylarca sokaklarda kurdukları standlarda Almanca Kuran’ı Kerim dağıtan selefi eylemlerinin örgütleyicisi olarak akıllarda kaldı. Bir de haksız yere aldığı ileri sürülen sosyal yardım ile devleti dolandırmaktan.

İbrahim Ebu Naci ve grubu, özellikle Müslüman kökenli ve kimlik arayışında olan gençlerle, hapishaneye düşmüş yada çevresinde tutunacak bir dalı olmayan kriminal Alman veya yabancı gençleri kazanmaya çabalıyor. İki yıl önce "Selefiler kimdir" başlıklı Solingen kentinde düzenlenen bir seminere gittiğimde, öndeki 300 kadar eğitimci, sosyal danışman ve devlet memurundan çok uzakta, arka sıralarda bazı Türk annelerle tanıştım. Bu sessiz, başörtülü, kapalı anneler, bir lisenin haftada bir buluşan "Anneler Cafesi" grubunun üyeleriydi. Grup, bu iki anneyi, selefiler kimdir, anlayıp, bütün gruba anlatmakla gövlendirmişti, zira gruptaki iki annenin evlatları selefilere katılmıştı. "İlk başta çok mutlu olduk, çünkü biz camiye zorla gönderiyorduk, disipline edemiyorduk" diye anlattı anneler. Selefilere katılan çocuklarının kısa sürede disipline olmuş, gece hayatını bırakmış olmasından memnunlarmış başlarda. Ta ki çocuklar bir kaç ay sonra anne ve babasının üzerine yürümeye başlayıncaya kadar. "İşte o zaman çok korktuk" diye anlatmıştı annenin biri. "Düşünsene biz yıllardır Diyanet‘in camisine gideriz, namaz kılarız, oruç tutarız, çocuğum bana, "Senin gittiğin yer camii değil, şaklabanlık merkezi" diye bağırıyor, "üstüme yürüyor" diye anlattı.

Almanya’da selefilere karşı çok sayıda dava ve soruşturma sürüyor. Köln ve Bonn tren garlarına yönelik bombalı saldırı girişimleri ile Bonn’daki bir gösteride Selefilerin iki polisi ağır yaraladıkları olayların görüldüğü davalar ilk akla gelenleri.

Son yıllarda selefilerin Almanya’dan Suriye’ye çok sayıda savaşçı gönderdiği de biliniyor. Kesin bir rakam olmamakla birlikte Kuzey Ren Vestfalya İçişleri Bakanlığı, bunu 320 olarak dillendirmiş, bunlardan 20’sinin geri döndüğünü de duyurmuştu. Alman istihbaratı çoğunun yerini aileleri ile nadiren de olsa yaptıkları telefon görüşmeleri üzerinden takip ediyor. Giden selefilerin, El Nusra saflarında mı yoksa IŞİD ile beraber mi hareket ettikleri konusunda ise kesin bilgi yok.

Meşhur fotoğrafa ve Suat Kılıç’a geri dönecek olursak…Fotoğrafta soldaki koyu sakallı genç adamın arkasında yüzü minicik görünen, gözlüklü adam Avrupa Türk Demokratlar Birliği UETD Başkanı Süleyman Çelik. UETD’ye AKP’nin Avrupa’daki kolu gözüyle bakılıyor. Onlar kendilerini Avrupa’da yaşayan bütün Türkiye kökenlilerin derneği olarak lanse etseler de AKP’li milletvekilleri, hükümet üyeleri ve THY gibi kamu kuruluşlarının yöneticilerini ve genelde hükümete yakın yazar ve araştırma görevlilerini ağırlayan, onlarla etkinlikler düzenleyen bir dernek olarak öne çıkıyor. Başbakan Erdoğan’ın Avrupa’daki "Milli İrade" konuşmaları için bağışlardan ve gönüllülerden oluşan bir ordu ile arı gibi çalışıyor UETD.

Fotoğrafta arkadaki siyah gözlüklü bey dönemin Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa. Şimdi Ankara’da merkezde görev yapıyor. O fotoğrafta, protokol gereği bir bakana yurtdışındaki temaslarında eşlik etmekle sorumlu konsolos olarak belli ki görevini ifa ediyor. Başka toplantılardan tanıdığım kadarıyla, onun İbrahim Ebu Naci ve üyeleriyle sırf görünüşü nedeniyle bile tedirgin olup, aynı kareye girmek istemeyeceği kuvvetle muhtemel.

Peki Bakan Suat Kılıç’ın daha sonra sosyal medyada başına bela olacak ve kendisini IŞİD, El Kaide, El Nusra ile ilişkilendirecek bu kare engellenemez miydi? Avrupa Türk Demokratlar Birliği Başkanı Süleyman Çelik "Tamamen spontan oldu" diye tekrarlıyor. "İçeri girdik Bakanımızla, o masadaki sakallı çocuklardan biri Türkçe konuştu, Suat Bey de sohbet etti."

İyi de bir bakanın gezisini hazırlayan özel kalemi, ona eşlik eden bölgedeki başkonsolos, mihmandarlık eden örgütler de mi uyarmaz? Muhtemelen bilmediklerinden, ama bilmek onların görevi.

Sadece Türkiye’de değil Almanya’da da paylaşılıyor Suat Kılıç’ın "IŞİD" veya "El Nusra" veya başka bir radikal islamcı grup olduğu ileri sürülen bu insanlarla yakın ilişkide olduğunu kanıtladığı ileri sürülen bu fotoğraf. O karedeki dört selefinin IŞİD ve El Nusra ile bağlantıları bilinmez, ama bunlar Almanya Anayasa Teşkilatı’nın izlediği ve faaliyetlerini yasakladığı selefi bir grubun üyeleri. Tehlikeliler mi? Bu soruya 2011 yılında Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı olan Heinz Fromm’un sözleriyle cevap verelim: "Her selefi terörist değil belki, ama teşkilat olarak karşılaştığımız her teröristin bir selefilik geçmişi vardı."

@topcuelmas

bu konuda daha fazla