medya sensin, paylaş!

Noel Baba Sizin Hiçbir Şeyiniz Değil

Türkiye’de yılbaşı, resmi ağızlardan nefret söylemlerinin ortaya döküldüğü bir sirk gösterisine dönüştü. Bolu'da yılbaşı kutlamalarına tepki gösteren Büyük Birlik Partisi, kentin en işlek caddesinde bir gösteri düzenlemiş. Ve yaptığı bu gösteride, temsili yeniçerilere, yoldan geçenlere hediye dağıtan temsili Noel Baba'yı kovalatmış. BBP Bolu İl Başkanı Mahmut Alan da, "Vatandaşlar yeni yıla girecekleri için kutlama yapıyorlar. Biz Noel kutlamalarına karşıyız. Bunu da böylesi bir oyunla dile getirmek istedik" demiş.

Hristiyan aleminin Noel kutlamaları 24-26 Aralık arasında yapıldı, bitti. Ortodoksların kutlaması ise 6-7 Ocak’ta yapılıyor. Ayrıca yılbaşı bütün dünyada yılın dönümü, yani yeni bir başlangıç vesilesiyle kutlanıyor, insanların eskiyi sı-fır-lı-yor-lar. Budisti de kutluyor, Katoliği de, Ortodoksu da, Müslümanı da. Yüzlerce yıldır etnik ve dini açıdan çok kültürlü toplumların birarada yaşadığı coğrafyadaki iktidarların, kimin, neyi ne zaman kutlayacağını emretmesi de demokrasilerdeki yurttaşlık ilkesi olmamasından, insanlara kendilerini sadece baskın din üzerinden tanımlamaya zorlamalarından kaynaklanıyor. Oysa hiç bir toplum homojen değil, olamaz ve insan da çok yönlü bir varlık. Onu birey yapan bir çok özelliği var, din sadece bunlardan biri. Ben örneğin; Evladım, teyzeyim, ablayım, kadınım, gazeteciyim, göçmen kökenliyim, komşuyum, arkadaşım, müzikseverim, okuyucuyum, aktivistim…Bu liste uzar gider. Din, özellikle küresel dünyamızda bireyin varoluş nedenini değil, varoluş özelliklerinden sadece birini tanimlayabilir, böyle olmasına izin vermeyen, dayatmalı rejimlere, yönetim biçimlerine uygun olarak farklı farklı isimler veriyoruz, demokrasi demiyoruz.

Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki hafta önce sarfettiği sözler, varolan Hristiyan nefretini, yılbaşı üzerinden ayyuka çıkardı. Geçtiğimiz günlerde hükümetin “yarı resmi ajansı” Anadolu Ajansı, (yine) #CumhurbaskaniErdogan konuşuyor hashtagi ile AK Saray’ın sahibi, Türkiye’nin seçilmiş ilk cumhurbaşkanının bir konuşmasını daha dakika dakika aktarırken, Erdoğan’ın, “Yurttaşlık diyerek İslam dini karşısına koydukları yapay dinlere inanmak işlerine geliyor” diye yazdı. Akabinde de “Batı’da Hristiyanlıktan boşalan yere yurttaşlık koydular. Türkiye’de de bu yapılmaya çalışılıyor” diye uyarı dozundaki sözleri paylaşıldı.

Aradan iki hafta geçti, geçmedi, Diyanet, “Paha biçilmez sermaye: Ömür” başlıklı, yılın bilançosunu çıkaran ve yılbaşı kutlamayı ahlaki bir çöküş olarak niteleyen hutbesini yayınladı. Hutbede, „Dinî ve ahlâkî değerler unutularak ya da dikkate alınmayarak gayr-i meşru tutum ve davranışlarla, eğlence aldatmasıyla nefesler, hayatlar, yarınlar hiçe sayılarak heba edilmektedir.“ deniliyordu. Diyanetin hutbesini, Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürü, Noel ve yılbaşı kutlamayı günah, haram ilan eden Kayseri ve Van müftüleri izlediler. Nefret söylemini, Milli Gazete de Noel Baba’yı şeytan olarak resmederek bir adım daha ileri taşıdı.

Bütün bunlar, özellikle günümüzün çok kültürlü toplumlarında asgari düzeyde huzurlu bir ortak yaşam için din yerine neden yurttaşlığın temel alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Anlamak için tersten bakalım. Batı’da Hristiyanlık yerine yurttaşlık ilkesi olmasaydı ne olurdu mesela?

- Diyanet işlerine bağlı binlerce cami var Batı’da. Yurttaşlık ilkesi olmasaydı, “Burası Hristiyan memleket, caminin ne işi var” diye yapılmaları reddedilecekti

- Müslüman cemaatler hukuki kişiliğe sahip olamayacaktı

- Almanya’da, Avusturya’da olduğu gibi bir çok Müslüman cemaat ile “devlet sözleşmesi” imzalanmayacaktı

- Okullarda Müslümanlar için din dersleri okutulmayacaktı

- Hristiyanlık kaldırılıp, yerine yurttaşlık ilkesi konmasa, çocuklar okulda Hristiyanlık din dersine girmek zorunda kalacaktı

- Her sabah derse ayin ile başlayacaktı

- Yuvalarda da eğitmenler yerine rahibeler çocuklara eğitim verecekti

- Bir çok Müslüman göçmen oruç tutamayacaktı, zira çalışma saatleri de, ağır çalışma şartları da bunu imkansız kılacaktı

- Yemek molasını oruç açma zamanına denk getirmelerine izin verilmeyecekti

- Hizmet sektöründen sağlık alanına başörtülüler bir çok meslekte çalışamayacaktı

- Hristiyan ülkelerde belki de başörtüsü dini değil, siyasi sembol sayılacaktı

- Müslümanlar hastanelerde yatmayacaktı, zira Müslümanlar dikkate alınmadan hazırlanan hijyen ve yemek yönetmelikleri bunu imkansız kılacaktı

- Çoğu kiliselere bağlı hastanelerde Müslüman hekimler, hemşireler, hasta bakıcılar çalışamayacaktı

- Kreşlerin ve ilkokulların da çoğu kiliselere bağlı olduğundan Müslüman gençlerin orada eğitim alması imkansız olacaktı

- Müslüman gençler bir çok alanda eğitim alamayacaktı, mesela Almanya’da kasap olamayacaktı, zira domuz yarısını parçalayıp, sucuk ve salam yapmak istemeyeceğinden bu ve benzeri bir çok alan imkansız hale gelecekti (Müslümanların talebi üzerine bir çok meslekteki eğitim değiştirildi)

- Fırıncılık da yine domuz ürünleri nedeniyle Müslmanlar için tabu mesleklerden sayılacaktı (Domuz kulağı kurabiyesi, biralı, domuz pastırmalı çubuk ekmekleri kim yoğurup, pişirecekti)

- …..

-…..

…eğer din yerine yurttaşlık ilkesi temel alınmasaydı

@topcuelmas