medya sensin, paylaş!

MEHMET ERBEY: “KÜRTLERİN ARTIK GÜLMESİ GEREK; GÜLMEYE ÇOK İHTİYAÇLARI VAR ÇÜNKÜ.”

KÜRD STAND-UP SANATÇISI MEHMET ERBEY İLE RÖPORTAJ

MEHMET ERBEY: “ KÜRTLERİN ARTIK GÜLMESİ GEREK; GÜLMEYE ÇOK İHTİYAÇLARI VAR ÇÜNKÜ.

Sanatçısı Mehmet ERBEY ile yaptığımız bu samimi röportaj, hem kendisini hem de severek yaptığı mesleği Stand-up’ı, okurlarla/seyirciyle mümkünse tanışmalarına bir vesile olmak adına yapıldı. Stand-up Sanatçısı ERBEY , birçok olumsuz sebepten kaynaklı, Kürd diliyle neredeyse iğneyle kuyu kazıyor gibi. Hakikaten öyle! Dostlar alışverişte görsün raddesindeki “dil problemleri” yetmezmiş gibi, en netameli (Bir o kadar da gerekli) kulvarda, az şey mi, mizahla be mizahla, iç dinamiklerinin iyi işlemediği bir toplumun derununa türlü zahmetlerle kavlince ulaşmaya çabalıyor olmak!.. Uzun yol yolcusuna, Stand-up Sanatçısı Mehmet ERBEY’e, çıktığı bu zorlu yolda başarı dilemek düşüyor bize. Yolun açık olsun Qirdik! Yolun açık olsun Komik Adam!

HAZIRLAYAN: METİN AYDIN

Mehmet ERBEY kimdir?

Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Şenyurt kasabasında doğdum. İlk ve orta öğrenimimi burada aldım. Birkaç üniversite terkten sonra Dicle Üniversitesi İnşaat Teknikerliğini bitirdim. Uzun süredir tiyatro çalışmaları içerisindeyim.

Kürtçe Stand-up yapıyorsun.. Yaptığın bu işin Kürd toplumundaki karşılığı nedir?

Kürt toplumundaki yeri çok eskileri dayanır. Salonlarda olmasa da köy odalarında, düğünlerde, akraba topluluklarında, kısaca insanların toplandığı yerlerde mutlaka espri yapan, komiklik yapan birileri vardı. Bunlara Kürtçede QIRDIK (Komik adam) denilirdi. Ve bu insanlar toplumda sevilen, toplanan insanlara neşe kaynağı olan, özel olarak çağrılan kişilerdi. Espri ve şakalarından, hatta küfürlerinden kimse alınmaz, kızmazdı; bu köyün ağası da, beyi de olsa. Zaten ben Stand-up gösterimin ismini oradan alarak QIRDIK koydum. Oradan gelen kültürü salona taşıdım.

Siz kendinizi komik buluyor musunuz?

Bunu iki şekilde anlatabiliriz. Komik adam vardır, birde komedyen. Komik adam; fiziksel özelliklerine, jest-mimiklerine bakıldığında komik olan insandır. Komedyense; var olan komik durumları, olayları vs. sanatsal çerçeveye oturtup estetize ederek insanlara sunandır. Yani mesleğidir bu. Ben kendime komedyen olarak bakıyor. Fiziksel olarak komik değilim hatta sert görünüşlü biriyim. Ama muhabbetlerde, ince espri ve ironilerle komik oluyorum... Beni ilk tanıyanlarda bu şaşkınlıkta yaratıyor. Görünüşte öyle gözükmüyorsun deniliyor. Tamda şu deniliyor; bu sert surata bu komiklikler! Çünkü şöyle bir algıda var, espri yapabilen, güldürebilen komik görünüşlü olandır.

Peki Stand-up tam olarak nedir?

Kabaca söylemek gerekirse; ayakta şovdur. İki türlü Stand-up var. Birincisi sadece diyaloglar ve sözle, ironilerle yapılan, birde ince espiri ve ironilerin yanında taklit ve tiplemelerle yapılan. Meddahlık gibi. Ben ikincisini kendime daha yakın bulup o şekilde yapıyorum.

Stand-up’ın zorlukları nelerdir?

Zorluğu çok, riski yüksek bir iş. İnsanları çok rahat ağlatabilirsiniz. Titrek bir ses, yanında acı bir müzik, gözyaşları sel olur gider. Birde özellikle bizim coğrafyada bunca acılar yaşanmış/yaşanıyorken güldürmek büyük ustalık ister. Bir kere tek kişisiniz. Yanınızda diyalog kuracak ve zor durumdan kurtaracak kimse yoktur. Hayatta yaşadığımız saçmalıkları iyi yakalayıp, ironi ve söz oyunlarını iyi vermelisiniz. Sahnede rahat olunmalı ve seyircilerle sıcak teması yakalamalısınız. Seyirciyle hep bir iletişim içinde olunup, onlarla olan atışmalar kıvamında olmalı. Doğaçlama ve hazır cevapta güçlü olunmalı. Bunu yakalayamaz ve yapamazsanız o sahne o sanatçı için mezar olur.

Ne zamandan beri sahnelerdesin; kendini, sanatsal çalışmalarını anlatır mısın?

Tiyatroyla 2002 yılında üniversitede tanıştım. İlk skeçlerimi öğrenci arkadaşlarla oynamak için yazdım. Daha önce kendimce şiirler, hikayeler yazardım. Tiyatroyla tanıştıktan sonra yazım yönüm tiyatro oyunları yazmaya evrildi. Bir daha da bir birimizi bırakamadık. Önceleri tiyatroyla ilgili ne varsa okuyarak ve küçük atölye çalışmalarına katılarak bilgilenmeye çalıştım. 2007 de Diyarbakır Sanat Merkezinin İsveçli RİKSTEATERN adındaki bir ekiple altı aylık atölye çalışmalarına katılmam benim için bir dönüm noktası oldu. Daha sonra Diyarbakır Cegerxwin Kültür ve Sanat Akademisinde 3 yıl tiyatro eğitimi aldım. Her ne kadar tiyatroyla tanışmam 2003 yıllana dayanıyorsa da 2007 deki RİKSTEATERN çalışmasıyla sanatsal ve edebi yönü olan çalışmalar ortaya koymaya başladım. Skeçlerden üç perdelik oyunlara ve şimdi de Stand-up. Yani 2007 den beri sahnelerdeyim diyebilirim.

Sanatsal üretimlerinde en çok neler öne çıkmakta?

Komedi ya da dram olsun, üretimlerimde biz insanların saçmalık ve deliliklerini, bundan dolayı hayatı kendimize, doğaya, dünyaya nasıl zehir ettiğimizi ve yaşanılmaz hale getirdiğimizi ortaya koymaya çalıştım hep. Bunu yaparken şu şöyle olmalı diye nasihat vb. vermeye olduğunca kaçınıyorum. Var olan yanlışlarımıza dokunarak, ortaya koyarak, yapılması gerekeni izleyicilere, okurlara bıraktım. Her yeni eserimde temalarda değişebiliyor tabi. Bir eserde ölüme diğerinde doğaya dokunabiliyorum .

Politikayla çok içli dışlı Türkiye Kürdlerinin mizahla kurdukları ilişkiyi/ilgilerini nasıl değerlendiriyorsun?

Bu konuda komedinin/komedyenlerin var olan politik ve siyasi şartlardan muzdarip olduklarını söyleyebilirim. Komediden daha çok dram ve trajediler isteniliyor. Özellikle politik gücü elinde tutan kesimlerimiz. Tabi coğrafyamızda yaşanılanlar ortada. Bu yaşanılanları dramla ve birazda ajitasyonla anlatım daha çok kabul görülüyor. Özellikle bölgemizde yaşanılan acılardan/olaylardan dolayı eğer eseriniz komediyse sahneleyemiyorsunuz. Acılar yaşanırken komedi mi olunurmuş denilmekte. Bundan dolayı çoğu organizasyonlarımız iptal olmuştur. Hani bazen hak vermiyor değilim. Ama biz Kürtlerin artık gülmesi gerek; gülmeye çok ihtiyaçları var çünkü. Gülerken de bir trajedi eserinden aldığı mesajı alabiliriz.

Sanatçıların taşradan çıkması neden bu kadar zor? Bu kapsamda, taşrada mizah hangi merhalede?

Evet gerçekten zor. Siz ne kadar iyi, güzel eserler ortaya koysanız da görülmüyor. Medyada buna ilgisiz. Kültür ve sanatın merkezi durumuna gelmiş bir şehirde ve arkanızda bir kurum/kuruluşta varsa boş beleş şeyler yapılsa da şişirilerek insanlara ve medyaya yansıyor. Böyle şeylerle çok karşılaştık. Şişirilmiş eserleri izlediğin ya da okuduğun zaman ne kadar içi boş şeyler olduğunu görüyor insan. Maalesef sanatta da diğer alanlarda olduğu gibi arkanızda birileri olmasa ne yaparsanız da kıymet biçilmiyor. Ama taşralarda inanın öyle güzel edebi ve sanatsal eserler ortaya konuluyor ki. Ama izleyici ya da okurla buluşamadığı için görülmüyor ve devamlılığını sürdüremiyor. Bu mizahta da öyle. Kürtçede pek olmayan tarz Stand up mı yapıyorsunuz, yaptığınızla kalıyorsunuz o kadar. Ama arkanızda kişi veya kuruluşlar olursa, inanın gitmedik şehir, çıkmadık sahne kalmaz ve medyada çarçaf çarçaf reklâmınız...

Çalışmalarını izleyicilerine nasıl ulaştırıyorsun?

Bu iş biraz reklâmla oluyor. Yukarıda dediğim gibi arkanız varsa çok rahat oluyor. Ama tek başınaysanız bu çok zor oluyor. Bir yerlerde bir haberiniz çıkmamışsa, insanlar duymamış, anlatılmamışsa, birileri tarafından görülmek istenmiyorsa (bilinçli olarak) azaptan ötesi olmuyor. Kendi imkânlarınızla salonlar kiralarsınız, biletlerinizi kendiniz satarsınız ve çoğu zaman para kazanacağınıza üstüne para koyarsanız.

Kürdçe Stand up’ın dünden bugüne serencemı nedir?

Kürtçe Stand up pek yapılan bir şey değil. Bildiğim kadarıyla, 10-15 yıl önce bir arkadaş tarafından yapıldığı. Ondan başka da olmadı. Bir iki arkadaş var bu tarza yakın bir şeyler yapıyorlar, ama adına Stand up diyebilir miyiz bilmiyorum. Günü birlik programlar için yapılan komiklikler tarzında. Yapılması çok zor bir iş. İlk Stand up gösterimi yaptığım zaman, tiyatro ve sanata ömrünü veren arkadaşlardan, ki bunlar işlerinde esaslı olan kişilerdi, aldığım tepki şuydu: “ Hangi cesaretle Stand up yapmaya karar verdin? Tek kişilik tiyatro eserlerini çıkıp oynamışlığımız var, ama Stand up farklı ve cesaret isteyen bir şey. Sırf bu cesaretinden dolayı bile seni tebrik ediyoruz. ” denildi bana. Mesela bir tiyatro eserini ezberler, yönetmen yapılması gerekeni anlatır, sizde çıkar repliğinizi atar giderseniz. Ama Stand up böyle değildir. Gerçekten cesaret isteyen bir şey. Bunu yapabilmek için çok iyi bir gözlemci olmanız, esprileriniz çok esaslı, anlattığınız olaylar/hikayeler bire bir insanların içinden olmalı, doğaçlama ve hazır cevapta güçlü olmanız vb. gerekiyor. Bunları yapabilmek için belli bir birikimin ve tecrübenin olması lazım. Bundan dolayı pek başvurulan mizah tarzı değildir. Biz Kürtlerde (Kürtçe olarak) hemen hemen yok gibi. Dediğim gibi, Kürtçe Stand up pek yapılan bir şey değil. Bu tarz benim içinde bir deneme tarzı diyebilirim. Her gösterimden sonra insanlardan görüş ve eleştirilerini alıyorum. Bana sıkça söylenen; bizde Stand up tarzını pek bilmiyoruz ve sanatsal eleştiriden çok görüşlerimizi söyleyebiliriz ancak, diyorlar. Genelde aldığım eleştiri ve görüşler çok olumlu. Hele hele halktan aldığım tepkiler, bu sahnedeyken salonda olan izleyiciden ve sonrası çok güzel. Ve şunu diyebilirim ki, bu tarz mizahın biz Kürtlerde gelişmesi ve daha çok yapılması gerekir. Benim gösterimi izleyen ve duymuş olan iki arkadaş benle irtibata geçip kendilerinin de bu tarzda mizah yapma düşüncelerinin oluştuğunu ve bu konuda onlara yardımcı olmamı istemeleri oldu. Şuna eminim ki, bu tarz mizah yapıldıkça insanlarda istek ve cesaret gelişip, sahnelerde daha çok Kürtçe Stand up görmemize neden olacak.

Gelecek planların nelerdir?

Ben başta Stand up gösterimi mi ulaşabildiğim herkese/her yerde sahnelemek istiyorum. Gidilmedik yer bırakmak istemiyorum. Daha sonra başka Stand up gösterilerine yoğunlaşıp devam etmek istiyorum. Sahneye izleyici karşısında sadece Stand up’la çıkmayı düşünüyorum. Tabi tiyatro oyunları yazmaya devam edeceğim. Oyunlarımı sahnelediğim zaman oyuncu olarak yer almayıp yönetmenliğini yapmayı düşünüyorum. Biraz sinemaya yönelmek istiyorum. Kısa film senaryolarım var. Birini ‘Zor û Zarok’ olan senaryomu çektim. İmkanlar el verirse diğerlerini de çekmeyi düşünüyorum.

Alanında sevdiğin sanatçılar kimlerdir? Neden?

Türkiye’de Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan. Bunun yanında Tolga Çevik’i de başarılı buluyorum. Yetenekli insanlar. Hayatı, insanları vs. iyi çözümlemiş, oradan da çok güzel sanat üretebiliyor.


STAND-UP SANATÇISI MEHMET ERBEY HAKKINDA BKZ:

https://www.facebook.com/mehmeterbayerbay?fref=ts

http://youtu.be/eGHaHYa5d9I qırdık standup

http://youtu.be/TntCwWv_3LY “ZOR U ZAROK” KISA FİLM

Google’den mehmet erbey stand up

Google’den mehmet erbey tiyatro