medya sensin, paylaş!

MAHŞERİN ÜÇ ATLISI

Zevk, mutluluk ve coşku. Muhtemeldir ki insanoğlu var olduğundan beri bu üç kavramın içinde dönüp durdu.

Zevk mi mutluluk verir, mutluluk mu zevki artırır, peki ya coşku nedir? Eğlenmek midir?

Son yarım yüzyılda kafayı mutluluğa taktık. Mutluluğa giden yol, mutluluğun sırları… Araştıra, araştıra okuya okuya bir hal olduk. Yine de mutluluğun ne olduğunu anlayamadık, mutluluğu yakalayamadık.

Mutluluğun, zevkle örtüştüğünü düşünen bireyler anlık zevklere odaklandılar. Ya çok yemek yediler ya çok seks yaptılar, ya da güce, başarıya, paraya sahip olmak için koşturup durdular. O bedenden bu bedene savrulurken vücutlarındaki enerjiyi boşaltıp rahatlamanın, mutluluğun yolu sandılar. Ve ne yazık sevmeyi unuttular.

Zevk peşinde koşuyorsanız karşınızda birine ihtiyacınız vardır. Ama sevgi olmadığı için bu kullanmaya girer. Bu da hem kendinize hem karşınızda ki insana yapılabilecek en büyük haksızlık ve kötülüktür.

Zevk sürekli olmaz. Sürekli yemek yiyemez seks yapamaz, kazanamaz, başarılı olamaz, alışveriş yapamazsınız. Bir sonraki eyleminizde tatmin olabilmek için daha fazla güç sarf etmek durumundasınız. Ne kadar yorucu!

Yaşamın anlamını, mutluluğun tanımını, zevk alma üzerinden yapıyorsanız, huzursuz, kaygılı, şüpheci, tatminsiz biri olursunuz. Böyle düşünen böyle yaşayan milyonlarca insan var. Dolayısıyla rekabetçi bir piyasada var olmak zorundasınız ki bu gerçekten insanı çok zorlar, yorar yıldırır. Ve insanlar mutlu yaşadıklarını zannettikleri bu dünyada sebebini bilemedikleri yoğun bir acı hissederler. Doğaldır, çünkü evrende her şeyin bir karşılığı var. Ne kadar zevk alırsan o kadar acı çekersin. Sonunda hayatın anlamsızlaşır, parçalanırsın.

Mutluluğa gelince; mutluluk zevkin bilişsel hali de denebilir. Kişi, anlık zevklere yönelmek yerine, daha uzun soluklu işlerde ya da alanlarda var olmaya çalışır.

Kendini düşünürken, bir başkasının varlığını ihtiyaçlarını da gözetir. Sosyal sorumluluk projeleri gibi daha toplumsal, alanlarda var olmaya çalışır. Sevgi, güven, destek gibi duygu ve davranışlara yönelir, ve önemser. Bu da kişiyi daha huzurlu yapar.

Coşkuya gelince, üç kardeşten biri en az konuşulanı ve çok az bilinenidir. Coşku dendiğinde çoğunluğun aklına ilk gelen coşalım eğlenelim ve tabii mutlu olalımdır. Oysa coşku sürekli programlar yapıp bugün nerede coşacağız, türü bir şey değildir.

Coşku, içsel bir olgudur.

Hayatı, coşkuyla yaşayan insanın hayattan beklentileri vardır. Tutkuyla bağlıdırlar, yaşama ve sevdiklerine umut doludurlar, yaşamı meraklı gözlerle, izler, yeni şeyler keşfetmek, öğrenmek, deneyimlemek isterler, yaparlar en önemlisi üretirler.

Ondandır ki, pozitif duyguları olan, tutkulu insanlar, gördüğümüzde onlara doğru çekiliveririz. Adeta büyülerler bizi. Ve bunu sahip oldukları maddi değerlere bağlarız. Oysa pek çok insanın değer verdiği maddi hiçbir şeye sahip olmayan ve hatta olmak istemeyenlerde de bu güç vardır. Işıl ışıldır, bu insanlar, içlerindeki coşku dışarı yansır.

Her insan dünyaya geldiğinde, coşku ya da yaşam enerjisine sahiptir. Ama hayatın acımasız tozlu yollarında coşkumuz azalır bazen de biter. Coşkulu insanların sahip olduğu enerjiden bizde pay almak, faydalanmak isteriz. Yaşamımıza devam edebimek için bunun gerekli olduğunu içgüdüsel olarak hissederiz.

Oysa kişi kendinde olmayan bir şeyi, ne kadar süreyle karşıdan alabilir? Yaşam enerjisini paylaştığınız yada aldığınız kişiler, eşiniz dostunuz, arkadaşınız ve hatta genç güzel/ yakışıklı sevgiliniz olabilir. Gerçek şu ki kimse karşısındakine sürekli ışık veremez, ya da vermek istemez Bu durum karşılıklı olsun ister. olmadığında ise asalak, sıkıcı, ve bağımlı olduğunuzu düşünür ve sizden uzaklaşırlar.

Sosyal hayat, ilişki türü ne olursa olsun, alma verme ya da satma satın alma üzerine kuruludur. Ne verirsen onu alırsın. Sevgi verirsen sevgi, aşk verirsen aşk istersin, ya da istemelisin. Yaşamı coşkuyla karşılayan biride, böyle biriyle olmak ister. Bilir ki, coşku bulaşıcıdır. Hem bazen onunda coşkusu azalabilir yanındaki insanın enerjisinden beslenmek ister bir süre için.

Yaşam enerjinizi ya da coşkunuzu üreterek, keşfederek, merak ederek, yeni şeyler öğrenip deneyimleyerek, destekleyebilirsiniz. Ve tabii, severek, sayarak, değer vererek, değer görerek, güvenerek, en önemlisi ise anda kalarak anı yaşayarak.

Yaşam Tanrının bir hediyesidir. Size verilen bu hediyenin karşılığını vermelisiniz.

Mutlu olun.

Sevgiyle kalın.

Uzman Psikolog/Aile Danışmanı/Cinsel Terapi Uzmanı

Perran söğütlü