medya sensin, paylaş!

KÜÇÜK MÜLTECİ '' HÜSEYİN ABDÜLMAJİD''

Suriye’de yaşanan iç savaştan kaçarak Gaziantep’e yerleşen 10 yaşında ki küçük Hüseyin, hayata tutuna bilmek adına küçücük yaşına rağmen okul yerine haftalık 50 lira karşılığında bir bakkalda çıraklık yapıyor.

Sosyal medya üzerinden başlayan ve bütün Ortadoğu’yu saran Arap Baharı 15 Mart 2011’de Suriye’ye de ulaştı. Ancak diğer ülkelerin aksine gösteriler Suriye’de bir iç savaşa kadar ilerledi ve olayların başlama tarihinden bu güne kadar 120.000 insan hayatını kaybetti. Binlerce çocuk yetim kalırken, yüz binlerce insanda ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Gaziantep’e sığınan küçük Hüseyin bu yüzbinlerden sadece birisi.

Ülkelerinde ki iç savaştan kaçan 600 bini aşkın Suriyeli ülkemize giriş yaparken, bu sayının 31 bin 450’si Gaziantep’te yaşıyor. Gösterilerin başladığı günden bu yana 500 çocuk öldü ve 400 çocuk da tutuklandı. Suriye’den kaçarak Gaziantep’e sığınan Hüseyin Abdülmecid ve ailesi de savaşın soğuk yüzünü gören ailelerden sadece birisi. Hayatta kalabilmek adına ülkelerini terk eden Suriyeliler sığınmacı olarak geldikleri ülkemizde de birçok zorluk ve imkânsızlıklarla karşı karşıya kalıyorlar. Bunların en başında barınma, yiyecek içecek ve giyim gibi temel ihtiyaçlar geliyor. Sığınmacılar için en büyük sorunlardan biriside işsizlik. Kimi aileler dilenecek kadar çaresiz kalırken, kimi ailelerde çoluk çocuk demeden buldukları her işi yapıyorlar tıpkı daha on yaşında olmasına rağmen bakkal çıraklığı yapan küçük Hüseyin gibi.

Hüseyin Abdülmecid 10 yaşında bir mülteci. Daha doğarken annesini kaybetmiş. Ve kendisi de gözlerinden özürlü olarak dünyaya merhaba demiş. Yaşı küçük ama hayat onu çabuk olgunlaştırmış. Suriye’nin Halep şehrinden, Gaziantep’e babası, dedesi, nenesi ve babasının diğer evliliğinden 5 kardeşiyle gelmiş. Öz annesinden olma 2 tane abisiyle hayata tutunabilme mücadelesi veriyor. Yaşıtları okullarda ders başında, oyun parklarında, sokaklarda oysa akşam eve bir ekmek fazla götürebilme mücadelesi içeresinde.

On yaşında olmasına rağmen gözlerindeki buğu ve yüzündeki yorgunluk geçen on yılın ona ne kadarda uzun geldiğinin bir yansıması sanki. Hüseyin Gaziantep’te bir bakkalda çıraklık yapıyor, bakmayın çıraklık dediğime aslında bir hamalın işini yapıyor. Bakkala gelen kamyon dolusu ürünleri diziyor, sebze-meyve kasalarını taşıyor, siparişe çıkıyor, gelen müşteriyle ilgilenip, hesap alıyor. Açıkçası tüm ağır işleri yapıyor. Bütün bunları yaparken de asla şikâyet etmiyor çünkü o hayatın ona biçtiği rolün fazlasıyla farkında.

Kendileri 3 kardeş ve babasının ikinci evliliğinden olan 5 kardeşi ile Hüseyin Mecid, babası üvey annesi, nenesi ve dedesi ile iki odalı bir evde yaşıyor. Çalıştığı bakkaldan haftalık 50 lira alan Hüseyin bu elli lira karşılığında eğitiminden, çocukluğundan ve geleceğinden vaz geçmek zorunda kalmış. Arapça ve Türkçe arasında gelgitler yaşayan Hüseyin Benle konuşurken iki dilden kelimeler kullanarak yaşadıklarını telaffuz etmeye çalışıyor.‘ Şuan bizim için önemli olan tek şey karnımızın doyması ve ev kiramızı ödeyebilmemiz’ diyen kendi küçük hissiyatı büyük Hüseyin, ‘ Babam bir gün savaş bitecek diyor. O zaman Halep’e geri döneceğiz inşallah okuluma, arkadaşlarıma ve akrabalarıma kavuşacağım’ diyor. En çok neyi özledin diye sorduğumda ‘ Annemi, annemin mezarını ziyaret etmeyi’ diyor, boğazında düğümlenen kelimelerle. Kendilerine olan bakış açısından dolayı arkadaş edinemediğini söyleyen Hüseyin, kendisini en çokta bunun üzdüğünü belirtiyor. ‘Mahalledeki çocuklar bizden korkuyor hep uzak duruyorlar’ diyen Hüseyin ‘ Burada çalışmayı seviyorum çünkü kimse benden kaçmıyor. Amcalar teyzeler başımı okşuyor, harçlık veriyorlar. Komşu esnaf amcalar şakalaşıyor bana kocaman bir adammışım gibi davranıyorlar’ diyor. Yaşadıklarının kendisini fazlasıyla etkilediğini dile getiren küçük çocuk yine de şükrediyor ‘ Birçok arkadaşım savaş yüzünden öldü ben en azından ailemle birlikteyim ve yaşıyorum’ diyor.

Gözlerindeki rahatsızlık nedeniyle uzağı hiç göremeyen Hüseyin her şeye rağmen 7 dereceden daha fazla olan kocaman gözlüklerinin ardında sakladığı küçük gözlerinden geleceğe dair ümit dolu bakışları eksik etmiyor.