medya sensin, paylaş!

“HEPİMİZ KUYRUĞUMUZU KISTIRIP SAKLANIYORUZ.”

YAZAR MURAT BAY İLE RÖPORTAJ

“HEPİMİZ KUYRUĞUMUZU KISTIRIP SAKLANIYORUZ.”

Yazar Murat Bay ile kitabı ( karşılıksız yalnızlıklar) üzerine konuştuk. Roman daha yeni ( İkinci Adam Yayınları) okuyucuyla buluştu. Kendi mecrasını iyi kötü bulmaya çalışan bu ilk kitap; eleştirmenlerin/okurların ilgisini ziyadesiyle hak ediyor. Bu roman ve yazarının; okuyucu kitlesiyle buluşmasının elzem olduğunu düşünüyorum. Ez cümle: Yazar Murat Bay ve ilk romanının yolu açık olsun.

Hazırlayan: Metin Aydın ( biblohayat@hotmail.com )

-Murat BAY kimdir?

Hiç yaşayamadığım Derik’te, 1975 yılında doğmuşum. Orada yaşayamamak beni hep üzmüştür, zira ne zaman gitsem bütün çocukluğumun orada geçtiği hissine kapılıyorum. Eğitim hayatımın ilk üç dönemini Kızıltepe’de tamamladıktan sonra, 1994–1998 yılları arasında üniversite tahsilimi Denizli’de bitirdim. Sonrası, senin de bildiğin üzere, internetin insan hayatında etkisini artırdığı dönemlere denk geliyor. Kürtçe öykü, deneme ve şiir çalışmalarının ardından, yeniperspektif.com sitesi ile bir süre yola devam ettim. Hepimizin hayatında olduğu gibi kim olduğumuza karar veren insanlar, kendi öykümüz bir de bildiklerimiz etrafında dönüp duran bir hayatımız var. Sanırım en çok acıyı da bu üçgenin içinde dönüp dururken çekiyoruz. Böyle biriyim ben de. Halen Kızıltepe’de İngilizce öğretmenliği yapıyorum.

-Yazarlık serüvenini anlatabilir misin?

Buna serüven diyebilir miyiz emin değilim, ama çok net bir şekilde hatırladığım bir sahne var o ana dair. Sevgiyle, mutlulukla, çocuk gülüşüyle babamın elinden aldığım kitapla başladı. Kitabı verirken düşlediği pek çok şeyi gözlerinde görmüş ancak anlamlandıramamıştım. Yıllar sonra onun gözlerindeki ifadeyi içime çektiğimi düşünüyorum. Eğer bir babaysanız çocuğunuza, ağabeyseniz kardeşinize, öğretmenseniz öğrencinize mutlaka bir kitap verin. Size yüreği kocaman bir insan olarak dönme ihtimalini güçlendirirsiniz.

-Bu ilk kitabın ( karşılıksız yalnızlıklar) nasıl oluştu?

Başkalarının hayatıyla o kadar ilgileniyoruz ki kendi yaşamımızdaki yabancılaşmanın farkına varamıyoruz çoğu zaman. Yıllardır bu ülkenin en büyük sorunu olan parçalanmış hayatlardan yola çıktım. Birbirinin hayatını çalabilecek kadar gözü dönmüş insanlardan, tecavüze uğrayan çocuklardan ve ben bu hayatın neresindeyim diye soran insanlardan doğdu karakterlerim. Tabi aşkı ve toplumsal baskıları es geçmeden kurgulamaya çalıştım. Yalanlarla süslenmiş bir yaşamın nasıl olup da enkaza çevirmediği bir toplum var diye düşünürken aslında bir yıkıntının altında yardım arayan insanlar olduğumuzu fark ettim. Bizi en çok yaralayan sevdiklerimizin yalanları, diğerlerinin zaten içindeyiz.

-Romanını yeni okuyacak okurlara neler söylerdin?

Okuyarak bütün hastalıklardan kurtulmanın mümkün olduğu bir çağdayız. Bilgiye, kitaba bu kadar yakınken uzak durmanın altın çağı. Kitabı beğenir ya da beğenmezsiniz. Benim veya başka bir yazarın eseri olabilir sadece okumalarını tavsiye edebilirim. Okuduktan sonra o eserden hiç haz etmediğini bile düşünseler aslında kazandıkları çok şey olacaktır. En azından estetik yönleri gelişmiş olacak. O nedenle kitabı okuyan herkese sadece yüreklerine sağlık diyebilirim.

-Romanda anlatmak istediğin “dil” nedir?

Post-modernizmden sonra dile dair çok fazla tanımlama yapıldı. Gerçeği ifade etmekle yeni bir gerçek inşa etmek arasında gidip gelen bir maceraya dönüştü artık edebiyat. Soruyu sorarken kurduğun cümleye dair bir de aforizma var kitapta: “ Anlatmak, anlatmaya çalışmaktan daha kolaydır. ” Ve çoğu zaman romandaki dil çığlığa dönüşmekte. Bir anne, bir sevgili, dışlanmış çocuklar, farklı aşklar… bütün bunların etrafında bir de toplumun ve devletin bireyi kıstıran kuralları. Hepimiz kuyruğumuzu kıstırıp saklanıyoruz.

-Kitaptaki karakterler üzerine neler söylemek istersin?

Çok sorgulayan karakterler. Zaman zaman oldukça zorlandım. Yazarken bütün anları yaşıyor olmanız büyük bir yorgunluk yaratıyor. Gecenin geç saatlerinde onlarla beraber koşuşturuyorsunuz, içiyorsunuz, sorular soruyorsunuz, seviyor ve nefret ediyorsunuz. Özellikle arayış içinde olmaları bazen ipleri sizin elinizden alıyor. Kendi hikayelerini yazdılar kısacası.

-Ölümle bütünleşen bir coğrafyada, sanat ve edebiyata dair, neler söylemek mümkün?

Bu cümle çok korkunç. Asla buna alışmamak gerekiyor. Yaşamı kutsamayan iktidarların karşısında durmak, bir cevap vermek gerekiyor. Edebiyat ve sanat bütün düşünceleri üretkenliğin, estetiğin yaşamın aracına dönüştürürken cehaletle bezenmiş güç sarhoşları ise sistemi mutsuzlukla bezenmiş bir çembere eviriyor. Ve o çember maalesef hayatımızın içinde dönüp duruyor. Hayatlarımızı çalan insanlara dur demenin en güzel yoludur okumak. Sizi kolay kandıramayacakları insanlar haline getirir. Bu nedenle tarih boyunca düşünmek, okumak belli kesimler için hep tehlikeli olmuştur. Dünyanın en büyük çelişkisi de budur. Okuyarak bir böceğe bile zarar veremeyecek insanların tehlikeli duruşları olduğunu öne sürmek. Safsata

-Kitabın hakkında nasıl tepkiler alıyorsun?

Bütün tepkilere eşit mesafede yaklaştım. Herkes içindeki aynanın yansımasını dışa vuruyor sonuçta. İyi ya da kötü olsun, okuyup bitirebildiyse bu güzel bir duygu. Henüz kitabı yarıda bıraktım diyen bir mesaj veya eleştiri ile karşılaşmamak güzel. Onun dışında olumlu-olumsuz her görüş muhteşem bence.

-Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı? Teşekkürler.

Edebiyat bir ülkedir, uzak kaldığınız oranda vatansız kalıyorsunuz. Bunu panellerde sık sık dile getiriyorum. Sığınağınızı kitaplardan örmeniz yalnız kaldığınızda hayatınıza dair pek çok şeyi damıtabilmenize olanak sağlar. Okumak özgürleştirir.

Ben de bu güzel fırsatı bana sunduğunuz için teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar.

YAZAR MURAT BAY

https://www.facebook.com/murat.bay.14?fref=ts

http://www.pandora.com.tr/urun/karsiliksiz-yalnizl...

http://www.inkilap.com/murat-bay/karsiliksiz-yalni...