medya sensin, paylaş!

FUTBOL VE ALMANYA

2000’li yıllara doğru futbolda gözle görülür bir düşüş yaşayan Almanya ciddi bir altyapı hamlesi başlattı. Bunun için “altyapılarda futbol akademileri” projesini yaşama geçirdi.

2014 dünya kupasının kazanılması bu atılım sonucudur.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta projenin “Almanya Teknik Direktörü” gibi adama iş bulan bir anlayışın olmamasıdır. Başarı iş ahlakı, iş sorumluluğu, iş üretkenliği, değerli emek ve bilimsel temelden hareket eden geniş bir kadronun işe koşulmasıyla gerçekleşmiştir. İşe koşulan insanlar eski profesyonel futbolcu veya değil diye ayrıma tabi tutulmamış, özellikle okuyan, kendini geliştiren, yenilik ve gelişmelere açık özellikle de “çocuk ve genç futbolundan” anlayan eğitmenlerden oluşturulmuştur.

Bunun için Almanya Futbol Federasyonu 2002 yılında Bundesliga ve 2. ligdeki tüm takımlara altyapı akademisi kurma zorunluluğu getirmiştir.Burada alt yapı takımı kurma ile alt yapı akademisini karıştırmamak gerekir.

Kulüplere futbolcu yetiştirmeleri için 900 milyon avro kaynak ayrılmıştırKaynaklar kullandırılırken dopru kullanılıp kullanılmadığı sıkı bir biçmde denetlenmiştir.

Yetenekli oyuncuların oraya çıkarılması için kapsamlı ve pedagojik koşullara uygun bir tarama sistemi oluşturuldu.

İşte bugün özenerek ve “övünerek “ izlediğimiz Mesut Özil, İlkay Gündoğanan, Nuri Şahin gibi futbolcular böyle kazandırıldı Almanya futboluna. Almanya, bu büyük altyapı hamlesini belli bir süreçte bırakmadı. Olması gereken oldu ve yetiştirdiği genç oyunculara büyük bir cesaretle görev verdi. Tarihinin en genç kadrosuyla gittiği 2010 Dünya Kupası’nda yarı final oynadı. 2 yıl sonra Avrupa Futbol Şampiyonası’nda bir kez daha son dörde kaldı. Ve ardından birbirinden yetenekli oyuncuların bulunduğu bu takım, daha çok da “takım” olma özelliğini öne çıkararak 2014 Dünya Kupası şampiyonu oldu.

2010-2011 sezonunda Bundesliga’da forma giyen 525 futbolcunun 275’i kulüplerin altyapısından yetişen oyunculardan oluşmaktadır. Bu sayı giderek artmaktadır. Bu, altyapıya verilen önem ve değerin pratiğe yansımasının sağlanması ile gerçekleşmektedir.

Mesut Özil, Sami Khedira, Per Mertesacker, Lukas Podolski gibi yurtdışında forma giyen yıldız oyuncular sözü edilen altyapı projesinin ürünleridir.

Türkiye’deki futbol popüler kültüre teslim olmuş ve var olan sistemi devam ettirerek konumlarını korumak ve sürdürmek peşinde olan insanlardan oluşmaktadırlar.

Başta süper lig takımları olmak üzere hiçbirisi altyapıya gereken önemi vermemektedir. Çoğu eski profesyonel futbolcunun egemenlik kurduğu ve bol para kazandığı yerlerdir altyapılar.

Sonuç olarak bizde Arda Turan gibi futbolcular arada bir çıkar. Çünkü bizde futbolu nemalanılacak bir alan olarak gören anlayış egemendir. Sistematik bir yapılanma ile futbola yön vermeye çalışmak boşa kürek çekmek olur.

bu konuda daha fazla