medya sensin, paylaş!

FİLM TAVSİYE : THE FALL (Düşüş)

2006 yılına ait bu masalımsı filmde David Fincher ve Spike Jonze birlikteliğini görüyoruz. Yönetmen koltuğunda ise Tarsem Singh yer alıyor. Yönetmenin senaryoda da imzası olduğunu hatırlatmakta fayda var. Los Angeles’ta 1920’li yıllarda bir hastanede biçimlenen öykü, dublör bir genç ile küçük bir kızın yollarının kesişmesiyle başlıyor. Birbirlerine umut verme çabasıyla masalımsı bir destana dönüşen filmde, temel anlamda hayatın düşüşleri ve umut kavramları ele alınmaktadır.

Kaza sonucu felç geçiren dublörümüzün küçük kıza kendi hayatındaki olayları yansıtacak şekilde anlattığı hikaye kahramanları, mistik kurgusu ve sanatsal vurgularıyla eşsiz bir masala dönüşüyor. Dikkatinizi ölçmeye yönelik, gerçek ve hayalin birbiriyle iç içe geçtiği kurguların 18 ayrı ülkede gerçekleşen çekimler ile seyirciye sunulması şaşkınlık yaratacak bir nokta. Çünkü izlerken size stüdyo ortamında yapay çekimler yapılmış hissi veren film, aslında 26 farklı gerçek mekanda çekilmiştir. Özel efekt kullanılmamış olması da bir başka detay olarak karşımıza çıkıyor. Teatral sahneler, pastel renklerin kullanımı, etkileyici sunum Beethoven’ın 7. Senfonisi ile birleşince tüm duyularınıza hitap eden ve zihninizde kalıcı izler bırakan bir sanat şöleni bekliyor sizleri.

Dublör rolündeki Roy karakterinin film çekimi sırasında düşüp sakat kalmasıyla başlayan düşüş algısı, anlattığı hikayenin neredeyse tamamına umutsuzca yansıyacaktır. Fakat bunu dengeleyecek unsur ise ölümlerin ve düşüş hikayelerinin hikayeye bu kadar hakim olmasına karşı çıkan küçük Alexandria olacaktır. Umutsuzluğa karşı bu direniş, hikayenin sadece Roy’a ait olmaması, Alexandria’nın bakış açısıyla yaptığı müdahalelerle masala ortak olması ile sonuçlanıyor. Hint destanlarından örneklere ve Darwin’in hayatından esintilere de rastlayacağımız filmin afişinin de Salvador Dali ile etkileşim halinde olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Sinemanın diğer sanat dallarıyla uyumunun güzel örneklerinden biri olan film, 2007 ve 2008 yıllarında aldığıödüllerle de ismini duyurmuştu.

Muhteşem renklerin göz alıcılığı, filmin geneline hakim olan metaforların zihninizi açık tutuşu, dostluk kavramı ile düşüş ve umut ironilerinin sanatın diğer öğeleriyle bütünleşerek işlenişi filmin aklınızda yer etmesini sağlayacaktır. Bu filmi izledikten sonra, film seçimlerinizin değişmesinin de olası olduğunu unutmayın. Keyifli seyirler.