medya sensin, paylaş!

FİLM TAVSİYE : RECONSTRUCTION (Yeniden Sev Beni)

2003 Danimarka yapımı bol ödüllü bu filmin sizlerde defalarca izleme isteği uyandıracağı ve favori filmleriniz listenize girebilecek kadar etkileyici olduğu şüphesiz. Filmin ilk sahnelerinde algılarınıza yönelik uyarıyı es geçtiğiniz anda karmaşa ve kurmacada kaybolma ihtimaliniz çok yüksek. Hatta filmin sonunda gerçek ile hayali yorumlayamayacak hale gelebilirsiniz. Her kurmacanın içindeki ipuçları ile bir başka kurmacada sebep sonuç ilişkisi kurmaya çalışıp sonunda yanılgılara esir olmanız sizi heyecanlandıracak bir diğer nokta. Beylik lafların mütevazi şekilde izleyiciye sunulması ve aklınıza işlenmesi özellikle minimalistleri içine çekecebilecek bu filmin biraz da konusundan bahsedelim.

Genel anlamda dram-aşk kategorisine dahil edebileceğimiz filmimiz ilk sahnesindeki “hikayemiz başlıyor ama başlangıcı bu değil” uyarısıyla izleyici derinlere inildikçe kaybolmaması için ipucu veriyor. Hikayenin akışı içerisinde duraksamadan ve geri dönüş yapmadan yeniden kurgulamaların gerçekleşmesi en etkileyici nokta diyebilriz. Farklı bakış açılarıyla mekanlar ve zaman süreklilik içerisinde tekrar karşısınıza geliyor duraksamadan. Öykü sizi parmağının ucunda oynatırken aşk, nefret, kıskanma, umut, çöküş duygularını size tattırıyor.Aşkın oluşum süreci, aşkın taraflarının bu süreçte kendilerini yeniden keşfetmesi ve yollarını çizmesi üzerinden ilerliyor öykümüz. Filmle birlikte kendinize sormaya başlayacağınız soruların filmin sonunda dağ gibi birikeceği ve cevapların da netleşmeyeceği belirsizler silsilesi ile karşı karşıya kalacaksınız. Yani hayatın ta kendisi.

Yazarın tanrısal müdahaleleri , yönetmenin mitolojiye, Clockwork Orange gibi kült filmlere göndermeleri ve tren istasyonu sahnesiyle sinema sanatına saygısını sunması, sigaranın niye bu kadar öne çıktığı ve ne anlama geldiği gibi birçok detay filmi keşfe çıkacağınız ikinci ve üçüncü izletilerde karşınıza çıktığında fikri olmayanlar için iskandinav sineması ve yönetmen üzerine merakla araştırmalara başlamaya sevk edecektir sizleri.

Aşk ve hayat üzerine felsefik bir yorum, kurmacayla pekişmiş minimalist bir bakış açısı filmden alacağınız hazzı birkaç adım öteye taşıyacaktır. Erkek izleyicelerin başroldeki kadın oyuncu Maria Bonnevie’nin duru ve çekici hallerine hayran kalacağını da bir not olarak eklemek gerekiyor. Bir sinema düşkünü olarak, bu filmin izlenmemiş olmasının  eksiklik yaratacağını düşündüğümü vurgulamak isterim. Sinemaseverlerin en sevilen filmler listesinde yer bulacağını inandığım bu filmi gönül rahatlığıyla çevrenizdekilere tavsiye edebilir ve film üzerine keyifli sohbetler yapabilirsiniz.Şimdiden iyi seyirler diliyorum.