medya sensin, paylaş!

FİLM TAVSİYE : CASTAWAY ON THE MOON

Director : Hae-jun Lee

Writer : Hae-jun Lee (screenplay)

Stars : Jae-yeong Jeong, Ryeo-won Jeong, Yeong-seo Park, Kyeong-jin Min,
Sang-hun Lee, So-yeon Jang, Mi-kyeong Yang

"Castaway" sözcüğü ile başladığını görünce hemen Tom Hanks’in başrolünde olduğu 2000 yapımı film akıllara geliyor. Castaway’in kazazede ya da daha net ifadeyle kaza sonucu bir adada mahsur kalan kişi anlamında kullanılmaktadır. Survivor tarzı hayatta kalma mücadelesi de bekleyebiliriz bu duruma düşen kişiden. Bu tarz filmlerden de bize yansıması beklenen duygularda genellikle çok benzerdir. Korku, düş kırıklığı, umut, azim, zafer gibi. 2009 Kore yapımı filmimiz ise bu çaresiz duruma farklı bir bakış açısı getirmesiyle benzerlerinden ayrılıyor. Filmde Castaway’in aynı zamanda "reddedilmiş kimse" anlamının da işlenmiş olduğunu görüyoruz. Bu da filmin sıradanlıktan uzaklaşmasının ve çok yönlü bir film olduğu hissini vermesinin bir etkisi olarak yansıyor.

Filmdeki ana karakter Kim’in aşırı borç, terk edilme ve kendini dışlanmış hissetmesi sonucu köprüden atlayıp intihar etme teşebbüsü ile enteresan hikayemiz başlıyor. Bu teşebbüs sonucu atladığı köprünün yakınındaki bir adacıkta gözlerini açmasıyla şansızlığı sürüyor. Diğer önemli karakter olan Kim ise genç ve asosyal bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Aslında batıda asosyal olarak tanımlanmış bu hastalık çok daha ileri derecede bir rahatsızlığı ifade etmektedir. Uzak doğudaki adıyla “hikikomori” olan rahatsızlık, kendini ailesiyle yaşadığı evin bir bölümüne kapatıp sosyal yaşamı tamamen reddeden ergen ve gençleri tanımlamak için kullanılıyor. İsimlerinin aynı olması ve ruh eşlerinin buluşmuş olması filme farklı ele alınmış bir aşk filmi olma özelliği kazandırıyor. Zira Kim (kadın karakter) adacıkta mahsur kalan Kim’i sahip olduğu fotoğraf makinası ile takip edebilmekte ve şişe içine yazdığı notlar ile mesaj göndererek iletişim kurabilmektedir. Bu aşamada büyük şehir insanların kendi yarattıkları adacıklar içinde kurdukları yaşamlara gönderme yapmasıyla etkilemeye başlıyor sizi. “Kapitalist dünyanın insan ruhunda yarattığı keşmekeşlik ile ilkel dünyanın yaratıcılık kapasitemizi de arttıran huzurunun mücadelesi sonucunda tekrar medeniyete geri dönmek ister misiniz?” sorusunu da sorduruyor bizlere.

Genel Kore sinemasının renkleri başarılı kullanışına bu filmde de rastlıyoruz. Hikayenin derinlik kazanması kötü beklentilerinizi boşa çıkarırken Hollywood’daki benzerlerinden de ayrılıyor. Farklı çekim tekniğiyle ana karakterin geçmişine dair anılar size yansırken, Kim’in iç dünyasını ve ruh halini izleyiciye aktarmada başarılı oluyor.

Pişmanlık, yalnızlık, umut, cesaret gibi bir çok farklı duyguyu da size tattırıyor filmimiz. Kurgunun olağandışı olması ama duyguların gerçekliği bu kadar iyi yansıtması en dikkat çekici nokta diyebiliriz. Farklı işlenmiş bu öykü meraklılarının özel bir film izleme saplantısını tatmin edecektir. Modernizmin etkisiyle son 20 yılda büyük aşama kaydeden Kore sinemasının başarılı bir yapımı sizleri bekliyor. İyi seyirler.