medya sensin, paylaş!

Bir yaradır içimde 12 Eylül

12 EYLÜL MAZİ KALBİMDE YARADIR

12 Eylül Askeri İhtilal olduğunda 14 yaşımdaydım. İhtilalin olduğu gün Artvin Macahel'deydim. Rahmetli Müderris Hüseyin Efendi ile evli olan Büyük Halam Fadya Bibi'nin kızı Hacer Halamızın İmecesindeydik. Hüseyin Efendi'nin evinin tadilatı için biçilen tahtaları Gürcistan sınırında bulunan Sahalya mevkiinden sırtımızla taşımak üzere aynı yaş grubundan köyün genç sayılamayacak çocukları, 15 kadar erkek ve kız akraba ve arkadaşlarla birlikteydik. Mesafe epeyce uzaktı. Ancak, Kızların da bizimle aynı ağırlıkta ikişer Kestane tahtası taşıdığını hatırlıyorum. Hacer Hala'nın evine sırtımızda kestane tahtaları ile geldik. Mükellef Kahvaltı sofrasında otururken Askeri İhtilalin olduğunu haber almıştık.

1974 CHP-MSP koalisyonu döneminde Kıbrıs barış Harekatı gerçekleştirildiğinde Almanya Münihteydim. Barış Harekatının başarı ile sonuçlanması içimizde çok büyük sevinçle karşılanmıştı. Türkiye'den tüm komşularla birlikte Münih'te kutlamalar yaptığımızı hatırlıyorum. Kıbrıs ile ilgili çekilen ilk filmi Münihte Komşularla beraber sinemada izlediğimizi hatırlıyorum.

Kıbrıs Barış Harekatını gerçekleştirmiş olan ECEVİT ve ERBAKAN'a çocuk aklım ve duygularımla sempati besliyordum.

Sempati Türkiye'ye döndüğümüzde de devam etti. İlkokul 5. sınıfta 7 Mart Artvin'in Kurtuluşu Kutlamalarında yaptığım bir konuşma CHP'li olan öğretmenim rahmetli Rıza Mısırlıoğlu ve Jandarma Komutanını karşı karşıya getirmişti. İlkokul 5. sınıfta ilk siyasi etkinliğimi yapmışım topluluk huzurunda. Yer de mühim; Macahel-Gürcistan sınırı sıfır noktasında.

İlkokulu bitirdikten sonra Cami'de önce Kur'an, sonra Arapça, Fıkıh ve Kelam okuduk Merhum Şükrü Bayrak Hocamızdan. Bu süreçte 1974ten kalan sevgi ve ilgi ERBAKAN Hocamıza daha net yöneldi. Sebebi de açık; 1974 Barış Harekatından sonra CHP-MSP Koalisyanundan rahatsız olanlar koalisyonu bozdurdular. Farklı siyasi görüş ve İdeololojilere mensup iki parti Koalisyon yapabiliyor ve Türkiye'nin en kritik Kıbrıs sorunu hakkında bir başarı Hikayesi yazıyor! Bu sürecin devam etmesi halinde Türkiye'de içeride bir Toplumsal Mütabakata gidileceği açıktı. Bu istenmedi. Koalisyon bozuldu.

Sonrasında CHP içerisinde Atatürkçülük arkasına sığınılarak, Sovyet Sosyalizmine öykünme başladı. CHP, Sol Fraksyonları güçlendirmeye başlamıştı. CHP ana ekseninden uzaklaşıyor, gizli emelleri için silahlı eylemleri, şiddeti meşru görmeye başlıyordu.

Benim kafamda olay açık ve netti; Sovyet Rejimi sebebiyle dedelerim Batum'u bırakıp Yukarı Acara'ya, Macahel'e çıkmışlardı. Yani o rejimi reddetmiş, Müslüman Türkiye Topraklarında varlıklarını devam ettirme kararı almışlardı. Sovyet rejimini reddetmiş ve Hicret etmişlerdi.

Şimdi nasıl olur da CHP, dedelerimin reddettiği rejimi Türkiye Topraklarında diriltmek ister? sorusunu sormaya başladık.

Artvin'de CHP o dönemde çok güçlüydü. Gençlik Hareketleri de öyle...

Benimle birlikte bir grup Cami talebesi Macahel'de Köy köy gezip Cuma günleri vaaz veriyor, Hutbe okuyor, Cuma kıldırıyorduk. CHP gençlik hareketi karşısında İslam konusunda erken dönem bilinçlenmiş,daha genç olmamış çocuklar bir mücadele başlatmıştık.

Alan Hakimiyeti kuran, bölgede güçlü olan sol gençlik bizim bu oluşumumuzdan ve faaliyetlerimizden rahatsız oluyorlardı.

Çevremizde Rol Model oluyorduk. Aileler Çocuklarının dedelerinin ter edip aşağıda sovyetlerde bıraktıkları ideoloji tarafından ele geçirilmelerini istemiyorlardı.

CHP ve sol güçlenirken, şiddetin dozunu da artırıyorlardı.

Cuma'da yaptığım vaazlarda konuşmalarımdan rahatsız oluyorlardı. MSP'nin Macahel'deki Temsilcisi olan annemin babası rahmetli Osman Dedeme " Vaazlarından, konuşmalarından rahatsız oluyoruz. Konuşmasın.Yoksa gereğini yaparız." tehtidlerini yapıyorlardı. Dedem de onlara sert tepki gösteriyordu. Bir gün dedemin Terzi dükkanına biraz alay, biraz espri ve küçümseme olsun diye "Tek Yol İslam ÖZAYDIN" yazısını yazmışlar. İslam Dede de dedemin komşusu. Yazanlar CHP'li gençler. dedem yazanları bulup yazdıklarını sildirmişti.

Tehditlerin dozu artmaya başlamıştı.

Bir defasında Rahmetli Annemin dayısının oğlu, bize yapılacak bir saldırıyı haber verdi. Bir Cuma günü eve dönüşte pusuya düşürülecekmişiz.Biz yolumuzu değiştirdik. başka yoldan giderek saldırıdan kurtulduk.

Daha sonra İmam hatip Lisesi'ne gittik. Şubat Tatilinde ve yaz tatillerinde kendimize dikkat ediyorduk.

O dönemde bir taraftan CHP lojistiği ile yapı güçlenirken, bizimle birlikte "Her evden bir İmam Hatipli" dalgası oluştu. Bizden önceki kuşak İmam hatipte okuyan Hüseyin AYDIN, Hasan AYDIN, Hasan ÖZKET, Halit, Şerafettin, Bilal YILDIZ'lar da vardı. Bizim dönemde İmam Hatip'te okuyanlar patlama yaptı.

CHP'nin bildiğimiz Atatürkçülük çizgisinden Sol ideolojiye evrilmesi beni çocuk aklımla rahatsız etmişti.Demek ki o günlerden CHP-MSP Koalisyonu ile oluşacak olan İçBarış Türkiye için istenmeyen bir durumdu. İç Çatışmaların beslenmesi gerekiyordu. Sağ-Sol kavgasının fikir kavgasının ötesinde silahlı kavgalarla sürdürülmesi isteniyordu.

CHP'nin artık bizim bildiğimiz CHP olmadığını o zaman anlamıştık. Nitekim ECEVİT'in CHP'den ayrılışını ve demokratik sol Hareketini de biliyoruz.

Evet; Sahalya'dan uzak mesafeden sırtlarımızla taşıdığımız Tahtaları getirmiş ve yorulmuştuk. Hacer Halanın Kahvaltı sofrasında aldığımız İhtilal haberi, çocuk zihinlerimizde oluşan "Rize'ye İmam Hatibe giderken, gelirken, Araçlarda, yollarda rahat edeceğiz. Evimize dönüş yolunda tehlike içerisinde olmayacağız." düşüncesi üzerimizdeki yorgunluğu almıştı.

Ancak sonrasında başka olumsuz sahneler, vakalar çocuk zihinlerimize kazındı. Cuma çıkışları vatandaşları zorla Askeri Araçlara bindirip Angarya işe götürmeler. Taş taşıtmalar, Vatandaşın kendisi için hazırladığı kışlık odunu Askeriyeye götürmeler. Bizim oralarda silah merakı fazladır. Silah toplama esnasında vatandaşa sopadan inletmeler. Bir çok olumsuz hadiseler....

Ancak yine de söylemeden geçemeyeceğim; 1974 Barış harekatını başarabilen Koalisyon Ruhu Türkiye'de devam ettirilebilseydi bu gün başka şeyleri konuşuyor olurduk.

Bu sebeple, 12 Eylül vesilesi ile CHP'ye bir mesajım olacak; Tarihi ile, Geçmişi ile, Medeniyeti ile, Kültürü ile, İnancı ile Barışık olan bir CHP, Türkiye'nin Güvencesine ortak olmak zorundadır. Bunu Siyaseten söylemiyorum. Bir Varoluşsal Kaygı taşıdığım için söylüyorum.

Evet, Mazi Kalbimizde Yaradır!K.E.