medya sensin, paylaş!

Bir madencinin duyulmayan sesi...

Henüz 30’una bile basmamış genç bir adam telefondaki. Kısık sesle, çekingen bir tonla konuşuyor. 13 Mayıs’ta Soma’da Eynez ocağında yaşanan faciadan, o günlerde yeni doğan kızının yanında olduğu için kurtulmuştu ama şimdi yaşadığına bin pişman. Adı Zafer.

Kınık ilçesinin Bağalan köyünden Zafer ve ailesi. Facianın olduğu gün kızının doğumu nedeniyle izinliydi.  Birkaç ay önce evlerini ziyaret ettiğimizde kundaktaki bebeği göstererek ‘’İşte hayatımı kurtardı bu kız’’ diyerek yaşama sevincini paylaşmıştı. Şimdi telefonda konuşan o genç adamın sesi farklı...

Geçen hafta Soma Kömür İşletmeleri A.Ş’nin çalışanı olan 2800 işçi bir SMS mesajıyla palas pandıras işten çıkartıldı. Şirket yaptığı açıklama şirketlerine bağlı diğer ocaklarda işçi sayısında aynı nedenle kısmi bir azaltmaya gidilerek işçi sayısının 2 bin 182’ye indirildiğini açıkladı. İş akdi feshedilen işçilerden 637’sinin Atabacası Ocağı’ndan 13’ünün Işıklar Maden Ocağı’ndan ve Eynez Maden Ocağı’ndan da 2 bin 181 kişi olmak üzere 2 bin 831 kişinin iş akdine son verildiği belirtildi bu açıklamada. Her şeyin rakamlara indirgendiği, ne bir öngörü, ne çözüm önerisinin mevcut olmadığı kupkuru bir açıklama…

Zafer artık Soma’da yapacak hiçbir şeyi kalmadığını söylüyor. Bu da yetmezmiş gibi kısa süre önce bir motorsiklet kazası geçirdiğini; 3-4 ay boyunca tedavi görmek zorunda olduğunu anlatıyor. Tazminatını alıp alamayacağı konusunda hiç kimseden bir şey öğrenemiyor. ‘’Öyle ki’’ diyor ‘’Telefona bakmaya korkar oldum, acaba bir SMS gelir de tazminatlarınızı almayacaksınız derler diye telefona bakamıyorum’’.

Peki nasıl sağlıyor geçimini? Facia sonrasında 80 gün boyunca sürekli iş aradığını, mısır tarlalarında günlüğü 27 TL’den mısır püskülü ayıklama işi bile yaptığını anlatıyor. ‘’Dizlerinize kadar su içine girin, mısır tarlasına bir saat kalmayı deneyin. Nasıl olduğunu görürsünüz’’ diyor. Zafer’in bakmakla yükümlü olduğu iki küçük bebek, eşi, bir de annesi var. Madenden aldığı maaşın üçte ikisi de kiraya gidiyor. ‘’Biliyorsunuz, siz de gördünüz’’ diyor, ‘’Artık buralarda topraktan bir şey kazanamıyoruz. Ben madencilikten başka bir şey yapmadım. Satacak hiçbir şeyimiz yok. Elde avuçta sıfır durumundayız’’. Çeşitli maddi yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyor Zafer ve ailesi. Sanki bir felaket bölgesinde yaşıyorlarmış gibi, insanlardan erzak da geldiğini anlatıyor. ‘’Sesimizi duyan var mı bilmiyorum artık diyor’’…Para ya da yiyecek yardımı yapmak yaşanan soruna çare değil. Günü kurtarıp vicdanları rahatlatmaktan baka bir işe yaradığı yok bu tür yardımların. Tıpkı, binlerce zeytin ağacının Kolin şirketi tarafından acımasızca katledildiği Yırca’ya binlerce fidan dikmenin, tarım topraklarındaki geri döndürülemez dönüşümün yarattığı yapısal sorunlara çözüm olmaktan uzak iyi niyetli bir girişimden ibaret olması gibi.

Zafer gibi binlerce madenci, yaklaşan yeni yıla daha umutlu girmek için önce hak ettikleri tazminatları, sonra da devletin bu insanlara sağlaması gereken istihdamla ilgili bir an önce somut adımlar bekliyor. Madenci Zafer sesini artık kimsenin duymadığını söylüyor. Merak ediyoruz, Ankara’da ülkeyi yönetenlerin konutları ihtişamlı olduğu kadar aynı zamanda ses de mi geçirmiyor?

bu konuda daha fazla