medya sensin, paylaş!

Türkiye'nin bir başka 'ötekiler'i: Domanice konuşan Domlar

İlk olarak şunu belirtmem gerekir; Dom adlı Belgeselin yönetmeni Halil AYGÜN alçak gönüllü,yardımsever ve kısıtlı imkanlarla büyük işler başarmış çok değerli bir insan. Ben Mersin'de Halil Nusaybin'de, bu röportajı yaptık.

*Domların belgeselini çekmek size neden cazip geldi? Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Onların yaşamları, gelenekleri hala doğal. Çok saf ve temiz kalmış. Ve bütün kötü koşullara rağmen ayakta durmaları beni çok etkiledi. Domlar hakkında araştırma yaptım, belge bulmayınca da belgesel çekmeye kara verdim. Tabii nenemin etkisi de var.

"Belgeselinizle ilgili yaptığınız bir beyanatta, babaannenizin anlatılarını aktardınız. Kürt kültüründe çiroklar, anlatılan sözlü tarihi olaylardır aslında. Babaannenizin, Domlar hakkında size anlattığı çiroklar var mı?

Ninem hep eski hikâyeler anlatırdı. Ninem, hikâyelerinden bir tanesinde Domlardan bahse-diyordu ve bu çok ilgimi çekti... Yaşamları çok renkli. Zamana ve mekâna aldırış etmeden yaşıyor olmaları beni oldukça etkiledi.

*Soraniler ve Zazalar gibi Domlar da Kürtlerin bir uzantısı mı?

Domlar tanınmayan bir halk olduğu için Türkiye'nin batısında Türk, doğusunda ise Kürt olarak biliniyor. Aslen Hindistan göçebeleri olduklarını ve Domanice konuştuklarını biliyoruz. Gerek dil yapısı, renkleri, simaları, meslekleri ve yaşamları çok farklı. Toplumda Domları diğerlerinden ayırt etmek çok kolaydır.

Belgeseli çekerken yazılı kaynak bulma konusunda karşılaştığınız sıkıntılar oldu mu? Domların yazılı kaynakları var mı?

Yazılı kaynak olmadığı için sıkıntı çekmedik (! ).Sözlü tarih belgeseli çektik.

Belgeselinizden anladığımız kadarıyla hayatlarını çalgıdan kazanıyorlar. Aralarında mektep gör-müşleri de var mı?

Meslekleri genellikle müzisyenlik. 1995 kadar bir çoğu göçebeydi ve okuyamadılar. Okuyanlar da genelde devam edemiyor. Farklı sıkıntılardan dolayı.

*Yerel halkla aralarında sorunlar yaşıyorlar mı?

Dışlanma var... Egemen kültür daha baskın ve ister istemez sıkıntılar yaşanıyor.

*Domların beklentileri neler? Haksızlığa uğradık larını düşündükleri konular var mı?

Domlar göçebe bir toplum. Evleri, barkları yok. Yerleşik hayata geçerken çok sıkıntılar çektiler. Onlara şuan baktığımda; Kürtlerin 1995'teki ekonomik durumunu yaşadıklarını görüyorum. Yani tarihe göre çok geç kalmışlar. Hep bir ertelenme ya da geç kalmışlık var.

*Nüfus cüzdanlarının olmadığını biliyoruz, askerlik hizmeti yapıyorlar mı mesela?

Askere giden de var gitmeyen de. Göçebe bir toplum; anneleri babaları kimlik almamış, doğal olarak onlar da kimliksiz kalmış.

*Konar-göçer oldukları için mezarları bile yok anladığım kadarıyla. Yerleşik hayata neden geçmiyorlar?

Daha önce de demiştim. Bir kısmı yerleşik hayata geçti. Geriye kalanlar ise hala göçebe. Mesela ölülerini yakında bir yere gömüyorlar. Oradan göç ettiklerinde mezarları orda kalıyor. Ve bu süreç bu şekilde devam ediyor.

*Domlar, kendilerini nasıl tanımlıyorlar? örneğin dini bir inanışları ya da öğretileri var mı?

Dini inanıştan İslam. Ama devlet eliyle Müslümanların dahi onlara zorluklar yaşattıklarını söylüyorlar!

*Çekimler sırasında karşılaştığınız sorunlar oldu mu? Domları belgesel film çekimine nasıl ikna ettiniz?

Çok zor oldu. Bir de siz çekimleri üç mevsim yapıyorsanız bu daha da zor. Bir ay boyunca yanlarına gidip sadece dertlerini dinledik. Fotoğraf çekimleri yaptık, ondan sonra çekimlere başladık. Kışın hava şartları bizi çok zorladı. Çekim esnasında hastalandık ona rağmen hasta halimizle çekimlere devam ettik.

*Yeni Projeleriniz var mı?

Yeni bir belgeselim var Zaningeh film atölyeside onu üzerinde çalışıyoruz. Bir de uzun metraj film var senaryo aşamasındayız. DOM belgesel filmi Nisan 2012 piyasaya çıktı.Amaçlarım arasında bu halkı tanıtmak var .Mezopotamya sinemasını dünyaya duyurmak. Bu sayede dilleri ve kimlikleri unutulmaya yüz tutmuş halkları, dünyaya tanıtmak olacak. Mezopotamya ,medeniyetler beşiği ve dolayısıyla bu çeşitliliği bizler için büyük bir kültürel kazanım olarak görüyorum.