medya sensin, paylaş!

Almanya'da PKK Yasağı Kalkacak Mı?

Haftalık Der Spiegel dergisinin bu haftaki ana dosyası Kürtlere ayrılmış. Kapaktaki başlığı da: „Teröre Karşı Tek Başına- IŞİD'in ilerleyişi ve Kürtlerin IŞİD'e Karşı Yalnız Savaş ı„ . Spiegel, kapağa taşıdığı konuyu farklı yönleri ile ele alan, kapsamlı bir de dosya da hazırlar her seferinde. Bu kez de öyle yapmış. „Kürtler- Terkedilmiş Halk“ başlığıyla iç sayfalardan verdiği dosyanın girişinde, „IŞİD’e karşı Batı’nın son umudu terör örgütü PKK. PKK’nın yalnız mücadelesi bölgede ne tür değişikliklere yol açacak? Bu soruya yanıt bulabilmek için Kandil Dağlarına, Türkiye’nin güneydoğusuna ve Suriye’nin Afrin kentine gittik.“

Spiegel’in hazırladığı dosyanın girişinden de anlaşıldığı gibi, IŞİD ile mücadelede Kürtlere, özelinde de YPG ve PKK’ya Batı’da son haftalarda sempatinin arttığı dikkat çekiyor. Musul’un bir kaç günde tamamen düştüğü gözönünde bulundurulduğunda, Kobane’deki Kürt güçlerinin IŞİD‘e neredeyse birbuçuk aydır direndiği şeklinde övgüler yükseliyor. Bu da silah yardımı meselesini ve Almanya’da 1993 yılından beri geçerli olan PKK yasağının kalkması yönündeki tartışmaları alevlendiriyor.

Almanya’daki PKK yasağının kalkması konusu, aslında peşmergeye silah desteği kararı verildiğinden beri gündemde. Önce ağırdan alındı, ancak IŞİD’in sadece Suriye değil Irak ve Libya’da da frenlenemez ilerleyişi, koalisyonun hava saldırılarına kara birlikleri eşlik etmediği sürece başarılı olunup olmadığının bile ölçülememesi, ayrıca IŞİD’in taktik değiştirip, artık konvoylar halinde değil, küçük gruplar olarak hareket etmesi, sivillerin bulunduğu binalara gizlenmesi ve Bağdat’taki intihar saldırılarındaki artış Batı’yı epey endişelendirdi. Bu nedenle başlarda pek sıcak bakmadıysa da son haftalarda PKK’nın IŞİD ile mücadelede bir alternatif olup olamayacağı yüksek sesle dillendiriliyor.

İlk olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Alman Sol Parti lideri Gregor Gysi, Federal Meclis'te “Ezidiler kendini peşmerge tarafından korunuyor hissetmiyor. Eğer PKK olmasaydı Şengal‘de büyük bir katliam yaşanmıştı . PKK’ya yakın Türkiye ve Suriyeli grupların oluşturduğu insanı koridor, IŞİD terörü ile karşı karşıya kalan Hristiyanların, Ezidilerin, hatta Şii ve Sünnilerin hayatını kurtardı.” diye yüksek sesle dillendirdi. Gysi, daha sonra verdiği bir mülakatta da, PKK'nın IŞİD'e karşı bölgede en sert mücadeleyi veren örgüt olduğunu belirtti ve krizlerin vurduğu Ortadoğu’da, Kürtlerin bölgede istikrarı sağlayabilecek önemli bir güç olduğu yönündeki görüşünü tekrarladı. Bu ilk çıkış epey tepkiyle karşılandı.

İki hafta önce işe CDU ve CSU'nun Federal Meclis Grup Başkanı ve Merkel'in sağ kolu olarak bilinen Volker Kauder, Spiegel Online’a verdiği mülakatta, son gelişmeler gözönünde bulundurulduğunda PKK'ya silah desteğinin tamamen reddedilemeyeceğini söyledi.Bu da Almanya’da PKK yasağı günümüz koşullarına ne kadar uygun?“, „Yeni bir değerlendirme yapma zamanı gelmedi mi?“, „Peşmerge iyi Kürt de, IŞİD’e karşı direnen YPG ve PKK güçleri kötü Kürtler mi?“ sorularını gündeme taşıdı.

Üç gün önce Alman ARD TV Kanalı’nın Monitor programında da konu genişçe ele alındı. Siyaset bilimci Prof.Birgit Amman’a göre, stalinist bir geçmişe sahip olsa da PKK son yıllarda çok değişti. Demokratik kanalları kullanarak mücadele etmeye başladı. Kadın ve azınlık hakları ile etnik ve kültürel çeşitlilik konusunda büyük çabalar harcadı ve bu çabalarında samimi. Bu nedenle PKK ile kesinlikle diyalog kurulmalı, ancak “terör örgütü” olarak nitelendiği sürece diyalog kurulması imkansız.

15 binden fazla polisi temsil eden, Bund der deutschen Kriminalbeamten, Türkçesiyle Alman Polisler Birliği Başkanı André Schulz ise, PKK’da bir terör tehdidi görmediğini söylüyor. Güvenlik alanında durum analizleri de yapan André Schulz, PKK konusunda Almanya’da kafalarda hala 1980 ve 1990’lı yıllardaki PKK imajının varolduğunu, oysa son gelişmeler nedeniyle PKK yasağının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyo r. Schulz, Kürtler ne talep ediyorlar, bir Kürt devleti isteği bugün ne kadar meşru gibi konuların tekrar gözden geçirme vaktinin geldiğini ifade ediyor.

Dış ilişkiler konusunda çalışan bir Think Tank kuruluşu olan Avrupa Dış İlişkiler Konseyi‘nin uzmanlarından Josef Janning ise Almanya ve Avrupa’nın yürüttüğü „peşmerge iyi Kürt, YPG ve PKK kötü Kürt“ yaklaşımının tutarsız ve „şizofrenik “ olduğunu belirtiyor ve devlet sistemlerinin çöktüğü, çatışmaların arttığı bölgede güvenilir tek grubun Kürtler olduğunu söylüyor. Ve IŞİD ile mücadelede bir çok grup ile ortak çalışmanın şart olduğunu ileri sürüp, bu gruplar arasında PKK’nın da yer alması gerektiğini savunuyor.Janning, bölgede atılacak adımlarda önemli bir partner olan, NATO üyesi Türkiye ile PKK‘yı yanyana getirmemek için çaba harcandığını, ancak son durumda bunun kaçınılmaz olduğu görüşünde.

Peki olası bir işbirliği önünde engel teşkil eden PKK yasağının ortadan kaldırılması için bir değerlendirme yapılması halinde Almanya‘da PKK yasağının akibeti ne olur? Almanya’da iç istihbarattan sorumlu birim olan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın son raporunda 13 bin üyesi bulunan PKK’nın en önemli faaliyetleri arasında propaganda, yürüyüşler, açlık grevleri ve nöbet tutma eylemleri ile basın toplantıları sıralanıyor. Bunlar dışında Almanya’dan üye kazandığı ve farklı çatı örgütleri üzerinden lobi çalışması yürüttüğü de aktarılıyor. IŞİD’in yasaklanma süreci için gerekli şartların neler olduğu hatırlandığında, mevcut durumda yeni bir değerlendirilme yapılması halinde PKK yasağının kalkması muhtemel görünüyor. Ancak Celle ve Hamburg’da olduğu gibi, Kobane için gösteri yapan Kürtler ile radikal islamcı selefiler arasındaki gerginlikler durumu değiştirebilir. Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maizière’e göre ise yasaklanmasından bu yana Almanya’da PKK‘nın şiddet içeren eylemleri zayıfladı, ancak bu PKK‘nın şiddetten vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Aksine PKK şiddete başvurma kararını siyasi duruma göre veriyor, yani taktiksel olarak kullanıyor.

PKK ve şiddet, Spiegel‘in bu hafta hazırladığı Kürtler ve PKK dosyasında da dile getiriliyor. İstihbarat birimlerine dayanarak verilen bir haberde, PKK’nın son aylarda 50 militanı IŞİD ile mücadele için Suriye’ye gönderdiği belirtiliyor. Bu kişilerin, Hollanda ve Belçika’da ideolojik, Türkiye sınırındaki PKK kamplarında da askeri eğitim verildikten sonra IŞİD’e karşı savaşmak üzere Suriye’de yollandıkları ileri sürülüyor . İstihbaratçılar, sayı konusunda pek emin değil, gerçek rakamın muhtemelen daha da yüksek olduğundan yola çıkıyorlar, zira Spiegel’de verildiği şekliyle aktarmak gerekirse “PKK’nın Almanya’dan kazandığı militanlar, IŞİD’e gidenlerden daha zeki. Facebook ya da twitterda fotoğraf ve veda yazıları paylaşmıyorlar“. Normal bir yolcu gibi hareket ettikleri için tespit edilmeleri de çok zor.

Peki Alman istihbaratı IŞİD’e karşı savaşmaya giden bu gruptan rahatsız mı? Alman istihbarat birimlerinden sızan raporlara bakılırsa gitmeleri değil, asıl dönüşleri endişe kaynağı. Savaş yaşamış, radikalleşmiş ve travmaya uğramış bu kişilerin Almanya’ya döndükten sonra radikal islamcılara karşı daha keskin olacağı endişesi hakim.

@topcuelmas