medya sensin, paylaş!

Almanya’da Bir Film: Hevi- Hoffnung- Umut

Elmas Topçu-Almanya / "Cizre’deyiz İHD olarak. Orada zaten tek bir otel var, gittiğimizde hep orada kalıyoruz. Girişte ne yapacağımızı planlarken, birden bire yaşlı bir adam girdi içeriye bağırarak:´Köyleri yakıyorlar, köyleri yakıyorlar!´ Hemen kalktık, yola koyulduk. Yolda asker bizi durdurdu,´Gidemezsiniz´ dedi. O zaman bugün gibi değil, silahı üzerine doğrultuyorlar hemen. O anda karşıdan beyaz bir renault geldiğini gördük. Yanımızdan geçerken arabada yaşlı bir kadın elini kaldırarak gösterdi bize „Bana bunu yaptılar“ demek ister gibi. Hayatımda ilk kez yandığı için eriyen bir insan eli gördüm. Öfkeden bağırmışım, ´Allahım bir Türkü öldürmek istiyorum´ diye. Cezmi Ersöz geldi sarıldı ´Beni öldür Eren´ dedi, ´Beni öldür.´ Hala unutamam.“

Avukat, insan hakları savunucusu Eren Keskin’in 90’li yıllara ait anlatımlarıyla başlıyor Hevi, Türkçesiyle Umut. Ve ilk andan itibaren izleyiciyi koltuğa yapıştırıyor. Kımıldayamacak kadar büyük acı yaşanmışlıklar, fotoğraflar ve gazete kupürleri izleyicinin boğazından karnına doğru yavaş yavaş büyüyerek inen bir düğüme dönüşüyor.

Hevi- Umut- Hoffnung, yönetmenliğini Yüksel Yavuz’un yaptığı, 99 dakikalık bir sinema belgeseli ve bu hafta Almanya’da 20 kadar sinemada gösterime girdi. Film, dört Kürt kadının ayakta kalma mücadelesine eşlik ediyor: İnsan hakları savunucusu, avukat Eren Keskin, 9 Ocak 2013‘te Paris’te öldürülen ve PKK ’nin önde gelen kadın figürlerinden Sakine Cansız, BDP Eş Başkanlarından Gültan Kışanak ile BDP milletvekili Aysel Tuğluk.

Üç bölümden oluşan filmin ilk bölümünde ağırlık Eren Keskin’in bir kadın, bir avukat ve İnsan Hakları Derneği (İHD) temsilcisi olarak ağırlıklı biçimde 90’li yıllarda tanık olduğu hak ihlallerini anlattığı bölüm. Keskin, köy yakmalardan, öldürülen kadın PKK’lıların soyulup, askeri araçlara bağlanıp, köylerde çırılçıplak sürüklenmesine, tecavüzlere kadar tanık olduğu olayları aktarıyor.

Filmin ikinci bölümünde Aysel Tuğluk ve Gültan Kışanak’ın kadın politikacı ve milletvekili olarak yaşadıklarına eşlik ediyor kamera. 2012 yılında cezaevlerinde düzenlenen açlık grevlerine destek amacıyla Diyabakır’da başlattıkları açlık grevlerinde onların yanında. Yalnız değiller. Dostları ve yoldaşları Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Osman Baydemir, Dicle Üniversitesi öğrencileri, işadamları ve daha bir çok kişi DTK binasında yanlarındalar. Yönetmen Yüksel Yavuz, Kışanak ve Tuğluk’a dışarıda düzenledikleri miting ve protestolarda da eşlik ediyor. Dokunulmazlığı olan kadın vekillerin tazyikli sularda sürüklenişi, plastik mermilerle yaralanışları, dövülmeleri… Gültan Kışanak, 'AKP bilinçli olarak hedef alıyor kadınları“ diye anlatıyor. „Çünkü AKP zihniyetinin kadının kendi fikrini söylemesine tahammülü yok.“ Kışanak ve Tuğluk, çözüm sürecine ilişkin hükümeti samimiyetsiz bulduklarını ve hiç bir zaman bu kadar çok siyasetçinin, kadının içeride olmadığını belirtiyorlar.

Hevi’nin son bölmünde ise geçen yıl Paris’te öldürülen Sakine Cansız’ın hayatı anlatılıyor. Cansız ile 2012 yılı Aralık ayında Berlin’de buluşan yönetmen Yüksel Yavuz, Ocak 2013’te, Paris’ten döner dönmez çekimlere başlamak üzere sözleşmiş. 9 Ocak 2013’te öldürülmesinin ardından Sakine Cansız’a eşlik eden arkadaşlarını ve ailesini filme dahil etmiş. Onların gözünde ve gözüyle aktarılan bir Sakine Cansız var. Rotterdam’daki ağabeyi Metin Cansız‘dan Diyarbakır cezaevindeki işkence günlerinden tanıdığı, yoldası Nuran Maraşlı anlatıyor. Cezaevinde gördüğü işkenceler sırasında aklına gelen komik hikayelerle ağlanacak hallerine hep gülecek bir duygusallık katabildiğini. Sonrasında Kandil‘e götürüyor yönetmen seyirciyi. Kamptaki ve dağlardaki Sakine Cansız’ı anlattırıyor. Biz „Avrupa’da kadının kendini güvende hissedebileceğini zanenttik“ diye anlatıyorlar.

Yönetmen Yüksel Yavuz, 'Yıllardır Kürt kadın milletvekillerinin uğradığı baskı ve şiddeti gördükten sonra böyle bir film çekmeye karar verdim' diye anlatıyor. Filmin yapımcısı Berlin’deki Newa Film’in sahibi Zülfiye Akkulak ise filmin kahramanı dört kadının bütün yaşadıkları zorluklara rağmen, düşüncelerinden ödün vermeden, ayakta kalma mücadelelerinin kendisini çok etkilediğini ve bu nedenle böylesi bir filmi desteklediğini anlatıyor. Hamburg Schleswig-Holstein ve Medienboard Berlin-Brandeburg tarafından desteklenen filmin Türkiye ve Avrupa’da zor ve kısıtlı koşullarda çekildiğini de vurgulayan Akkulak ve yönetmen Yüksel Yavuz, Hevi’nin Türkiye’de gösterilmesini çok istiyorlar. 'Çünkü o toprakların öyküsünü anlatıyor' diye de ekliyorlar. Ancak bu konuda pek iyimser değiller. Filmin Türkiye’de sinemalarda gösterimine izin verilmeyeceği endişesini taşıyorlar.

Hevi, üç bölüm arasındaki geçişler hariç müziksiz, oldukça sert ama bir o kadar da duygu dolu hikayelerin öne çıktığı bir sinema belgeseli. Özellikle „Okulda bir arkadaşım vardı Kürt“ ya da „Eski mahallede oturuken bir komşumuz vardı Kürt“ diye cümleler kurmanın ötesinde Kürtleri yakından ve onların, özellikle de kadınların gözüyle tanımak isteyen, cesur seyirci için yapılmış.

@topcuelmas