medya sensin, paylaş!

​ABD'de parlayan gökkuşağı, Ortadoğu'da büyüyen kara leke

26 Haziran ABD'de eşcinsellerin hak mücadelesinde büyük bir dönüm noktası oldu. Amerikan Yüksek Mahkemesi ucu ucuna da olsa (5'e 4 oyla) eşcinsel evliliği federal düzeyde yasallaştırdı. Bu karar çıkmadan önce de eşcinsel evlilik birçok eyalette serbestti ancak evliliğin yasallığı eyalet düzeyinde belirleniyordu. Bazı eyaletlerde eşcinsel evlilik kanunen yasaktı. Federal düzeyde yasallaşma işte bu eyalet düzeyindeki yasakları artık geçersiz hale getirecek. Eşcinsel çiftler artık her yerde heteroseksüel çiftlerle eşit haklarla evlenebilecekler.

Bu devrimsel gelişmeyle ilgili çok çarpıcı bir nokta var: Genel olarak 'muhafazakar' yapıda olduğu söylenebilecek ABD toplumunun son on sene içerisinde yaşadığı akıllara durgunluk veren değişim... Daha 10 yıl önce eşcinsel evliliğe destek yüzde 30lardaydı. 2000-2010 arası 20'nin üzerinde eyalet eşcinsel evliliğini yasaklayan kanunlar çıkarmıştı. Dahası, bugün Beyaz Saray'ı gökkuşağı renkleriyle ışıklandıran Başkan Obama bile 2008'deki seçim yarışında eşcinsel evliliğe karşı olduğunu beyan etmişti...

2010 yılına kadar eşcinsel evliliğine destek, zaman içerisinde ciddi bir artış göstermekle beraber, toplumun genelinde yüzde 50'nin altında kalmaya devam etti. Sonra toplumun muhafazakarlar da dahil neredeyse bütün kesimlerinde destek oranları 5 sene içerisinde yüzde 10-20 oranlarında artarak 2015 itibariyle yüzde 59-63 aralığına ulaştı.

Kısacası, toplumsal değer yargılarıyla bağlantılı, yani değişmesinin çok uzun zaman alması beklenen bir konuda yaşam süremizde görebileceğimiz en hızlı değişikliklerden birini yaşadık. Peki nasıl oldu da Amerikalılar bu kadar hızlı değiştiler?

Cesur ol, doğru söylemi kur, medyayı akıllıca kullan

Bu konuda çok sayıda görüş var. En genel kabul görenlerden bir tanesi gay, lezbiyen, ve biseksüellerin kimliklerini açıkça savunmaları. Açık eşcinsellerin oranındaki artış heteroseksüellerin eşcinsellik gerçeğiyle yüzleşmelerini de hızlandırmış. Bir WSJ/NBC News araştırmasına göre iş ortamı veya kişisel çevrelerinden en azından bir eşcinsel tanıyan insan sayısı 2004 yılında yüzde 62 iken şimdi yüzde 77'ye çıkmış.

İkinci önemli faktör, eşcinsel hareketinin eşcinsel evliliği 'hakkı'nı savunma üsluplarındaki değişiklik. Hareket, erken aşamalarda eşcinsellerin evliliğini bir 'hak' olarak savunmaya çalışmış ancak toplumun heteroseksüel kesimlerinden aldıkları destek zayıf kalmış. Psikologlarla birlikte yaptıkları bir takım araştırmalar ve kamuoyu yoklamaları 'hak' yerine 'aşk ve bağlılık' kavramları öne çıkarıldığında eşcinsel evliliğe desteğin arttığını tespit etmişler. 2000'li yıllardan itibaren eşcinsel hareketi topluma yönelik mesajlarında 'hak' yerine 'aşk' kavramını öne çıkarmış. Mahkeme kararından sonra twitter'da #lovewins (aşk kazanır) hashtag'inin öne çıkması da değişen 'dil'in güzel bir örneği.

Son olarak 'Will & Grace', 'Modern Family' gibi popüler televizyon dizilerinin de eşcinsel ilişkileri doğal ve pozitif bir tarzda resmetmesinin toplumu etkileyen bir faktör olduğu düşünülüyor. Kısacası eşcinsel bireylerin kimliklerini daha büyük bir cesaretle açık etmeleri ve savunmaları, eşcinsel hareketin toplumu yakalayan kavramları söylemlerinde öne çıkarması ve medyanın gücünden yararlanması bu büyük sosyal devrimin başarısının ardında yatan nedenler. Başka sosyal hareketlere de örnek olabileceğini düşünüyorum.

O esnada dünyanın başka bir köşesinde....gökkuşağına karşı büyüyen kara bir leke

Eşcinsel evliliği yasallaştıran kanun ABD başta olmak üzere dünya demokratik kamuoyunda büyük bir coşkuyla karşılandı. Facebook'ta birçok arkadaşım profil fotoraflarını gökkuşağına boyadılar. Ben de bu coşkuyu paylaşıyorum. Her türlü hakarete, üstü açık-kapalı baskıya göğüs gererek ezberci bağnazlığı yerle bir eden LGBT hareketini canı gönülden kutluyorum.

Ancak herşey ne yazık ki toz pembe değil. Eşcinseller dünyanın bir köşesinde kendilerine yönelik ayrımcılığın son kalesini de fethederken, dünyanın bir başka köşesinde eşcinsel olduğu iddia edilen bir insan yüksek bir binanın çatısından fırlatılarak öldürülüyor. En son 27 Haziran günü IŞİD terör örgütüne yakın Twitter hesaplarından Suriye'nin Deyr-ez Zor şehrinde olduğu iddia edilen görüntülerde orta yaşlı bir homoseksüel binanın tepesinden atılıyordu. Bu IŞİD'in ilk eşcinsel cinayeti değil. Dahası bu bir istisnai uygulama da değil - Salafist terör devletinin uyguladığı 'şeriat' kanunlarına göre, eşcinsellerin hakkı yüksek bir yerden atılarak ölüm.

Daha bu ayın başında Irak-Ninova olduğu tahmin edilen bir yerde üç genç adam homoseksüellik suçlamasıyla aynı şekilde ölümlerine atıldılar. İki arkadaşı kanlar içerisinde 4 kat aşağıda cansız yatarken onların üzerine gözü bağlı olarak düşmekte olan adamın profesyonel kameralarla çekilmiş görüntüsü aklımdan çıkmıyor. Arabalarıyla bu iğrenç idam seremonisini izlemeye gelmiş kara kalabalıkların meraklı hali de...

Amacım bir kutlamaya keyifsizlik katmak değil. Ancak kendimize arasıra nasıl bir dünyada yaşadığımızı hatırlatalım ve hemen yanı başımızda, oluşturduğumuz gökkuşaklarına karşı kara bir leke gibi büyüyen kötülükle yüzleşmekten kaçınmayalım diye düşünüyorum.

Herkese iyi Pazarlar...