medya sensin, paylaş!

Türkiye'deki Erasmus tartışmalarını Brüksel'e sorduk

Bir çok konuda yoğun eleştirilere neden olan Avrupa Birliği’nin en önemli ve başarılı projelerinden sayılan Erasmus Öğrenci Değişim Projesi bu yıl 27’nci yaşını kutluyor. 33 ülkeden öğrencilerin katıldığı programa en çok öğrenci gönderen ülkeler arasında Türkiye 6’ncı. En sevilen ve tercih edilen ülkeler sıralamasında ise Türkiye‘in 8’nci. Bir çok konuda sert eleştirilere maruz kalan Avrupa Birliği Erasmus ile övünürken, program şu sıralar Türkiye’de yoğun tartışmalara neden oluyor. Tartışmalara neden olan, Erasmus Program’ının başladığı 1987 yılından bu yana tanışan çiftlerin 1 milyon çocuk sahibi olduğunu da ortaya koyan bir araştırma. Erasmus‘a önce Twitter’dan, sonra da köşesinden sert eleştirilen getiren Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, Erasmus’un "eğitim değil yozlaşma, cinselliği putlaştırma, cinsellik peşinde koşan ahmaklar sürüsü yetiştirme projesi" olduğunu ileri sürdü ve projeye Avrupalı bazı öğrencilerin „Orgasmus“ adını verdiğini iddia etti. Konuyu Sosyal Demokrat Parti SPD’nin 2009 yılından bu yana Avrupa Parlamentosu’nda görev yapan milletvekilli, Türkiye- Avrupa Birliği Karma Parlamenterler Komisyonu Üyesi İsmail Ertuğ ile konuştuk.

Elmas Topcu: Türkiye’deki iddiaları duydunuz. Ne düşünüyorsunuz?
İsmail Ertuğ: Şimdi Erasmus Projesini, bu şekilde tanımlamak…çok profesyonelce olmuş diyemem. Bunu yazan kişi hiç Brüksel’e gelmiş mi, Avrupa’ya gelmişliği var mı? Erasmus Projesi, gençler için bir umut ışığıdır, özellikle Avrupa Birliğine tam üye olmayan ve vize sorunuyla, maddi sıkıntıyla boğuşan, zorluklara rağmen buraya gelip, eğitimi için çaba harcayan Türkiye gibi ülkelerin gençlerine hakaret olarak olarak kabul ediyorum bu sözleri. Dolayısıyle hiç şık olmamış diyorum.

Elmas Topcu: Yusuf Kaplan’ın Erasmus Programı’na yönelik eleştirileri, programı cinselliğe indirgemek anlamına geliyor mu?
İsmail Ertuğ: Şimdi gördüğüm kadarıyla köşe yazarı beyefendi orada sözü Erasmus’tan başka bir yere getirmiş…Hayır söyleyecek söz bulamıyorum, insan on saat düşünse aklına gelmez, o şekilde cevap vereyim. Ayrıca normal bir insan Erasmus’u öyle özel konulara indirgemez diye düşünüyorum. Ama gördüğümüz kadarıyla bazı kişiler şu şekilde yorumlar yapabiliyor maalesef.

Elmas Topcu: Size göre Erasmus nasıl bir proje?
İsmail Ertuğ: Bana göre Erasmus çok güzel bir proje, hatta AB’nin en başarılı projesi diyebiliriz, ama ben her zaman Erasmus Projesi’nin yetersiz olduğunu da vurgulamışımdır. Yetersiz derken, programa katılan ülkelere uygulanan kotayı kastediyorum. Bence çok daha fazla öğrenci katılmalı buna, çünkü Erasmus bir yatırımdır, geleceğe yatırımdır. Gençlerin ufkunun açılmasını sağlayan bir projedir. Ben çok kereler parlamentoda ofisime stajyer aldığım için biliyorum; 6 aylığına, 1 seneliğine gelip, burada üniversiteye devam eden genç arkadaşlarımız var. İlk geldiklerinde ve bir de giderken yaptığımız değerlendirme konuşması arasında dağlar kadar fark oluyor. Dönüşleri öncesinde yaptığımız mülatatta genç arkadaşlarımızın ki bunların arasında muhafazakarı da var, liberali de var, sosyal demokratı da var, hepsinin söylediği ortak şey şu, „Bana bu değişim çok faydalı oldu, bana çok katkı sağladı, bu program sayesinde ağımı genişlettim ve ufkum açıldı“ şeklinde. Dolayısıyle bu son derece başarılı bir program ve bunu istemeyenler demek ki insanların eğitilmesini, çağdaşlaşmasını istemiyor. Ben böyle düşünüyorum.

Elmas Topcu: Türkiye’deki tartışmaya neden olan, geçen hafta sonuçları açıklanan, AB Komisyonu’nun CHE- Consult şirketine yaptırdığı bir araştırma. Rakamlar, Erasmus’a katılan gençlerin daha nadir işsiz kaldığı ortaya koyuyor. Özgüveninin arttığını gösteriyor. Size göre Erasmus’un en büyük başarısı ne?
İsmail Ertuğ: Bana göre Erasmus Programı’nın en büyük başarısı değişime, başka olana açık, anlayışlı ve toleranslı insanlar yetiştiriyor olması ki bu da çok sayıda krizin yaşandığı dünyamızda çatışmacı değil uzlaşma arayan insanlar yetişmesi demek. Dolayısıyla hem eğitim, hem arkadaşlık, hem dünyayı görme, hem de ufku genişletme….Ben bunu dünyadaki en büyük eksiklerden biri olarak niteliyorum. Etrafımıza baktığımızda her tarafın kan gölü olduğunu görüyoruz. Savaşlardan, çatışmalardan çok endişeli herkes, insanlar bezmiş durumda. Bana göre yeryüzündeki çatışmaların en büyük nedeni anlayışsızlıktır, birbirini anlamamaktır, önyargıdır. Dolayısıyla bu program gençler için güzel, önemli, hatta daha da genişletilmesi gereken bir program.

Elmas Topcu: Geçen hafta açıklanan araştırmanın sonuçlarından biri de Erasmus başladığından bu yana, katılan öğrencilerin üçte birinin hayat arkadaşını yurtdışından seçtiği. Yüzde 27’si Erasmus Programı’na katıldığı zaman tanımış eşini. Bundan yola çıkan uzmanlar da yaklaşık 1 milyon Erasmus çocuğu olduğunu tahmin ediyor. Türkiye bu durumdan rahatsız. Avrupa Birliği de rahatsız mı?
İsmail Ertuğ: Şimdi ben Türkiye’nin bundan rahatsız olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’deki bazı kesimler rahatsız herhalde. Avrupa’da böyle bir konu tartışılmadığı için olsa gerek ben bir rahatsızlık görmedim. Ayrıca eleştiri getiren kesim büyük ihtimalle kadere inandığı için, biz de insanların, nerede, ne zaman kiminle tanıştığına kaderdir diyelim. Çok da fazla eleştirmeyelim. Bir de bu tür istatistiklere girmenin pek de doğru olduğunu düşünmüyorum, orada tanışmasa başka bir yerde tanışacak. Önemli olan insanların birbiriyle tanışması, kaynaşması, bu Erasmus olur, başka bir şey olur, dediğim gibi önemli olan insanların diyalog kurmasını sağlamak ve Erasmus bunu son derece iyi başarıyor.

Elmas Topcu: Araştırmanın gönül ilişkisi kısmını bir kenara bırakacak olursak, Erasmus’a katılanların nadiren işsiz kaldığı görülüyor. Uluslararası bir ağ ve çevre kurabildiklerini olumlu diye beyan etmişler ankette. Siz de yanınıza aldığınız stajyerlerin bunu sıkça vurguladığını belirttiniz. Sonra etnik, dini ve sosyal açıdan çok kültürlülüğe açık insanlar yetişmesine katkıda bulunduğunu söylediniz. Yurtdışı tecrübesi olduğu için de hedefleri için daha kolay yer değiştirebilen, mobil bir grup olduklarını belirtmişler. Bütün bunlar 28 Birlik üyesi ülkenin hedefleri de aslında. Özellikle son dönemde bazı ülkelerdeki ekonomik krizlere çözüm ararken mobilite çok önemli rol oynadı. Bütün bunlara rağmen Türkiye’den eleştiri gelmesini, eleştirinin hükümete yakın bir gazete yazarında yapılasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
İsmail Ertuğ: Tabiri caizse Türkiye’de ağzı olan konuşuyor. Bir iddia ortaya attıklarında doğruluk payı nedir, aslı astarı var mı diye kontrol etmiyorlar. Avrupa’da da misal, herkes istediğini söyler, ama hatalı bir şey ileri sürülürse hukuki yol da açıktır. Bu Türkiye’de yok. İstediğinizi söylüyorsunuz, birine yada bir şeye kara bir leke sürüyorsunuz ve o şey veya şahıs o kara lekeyle kalmış oluyor. Dolayısıyla bunlar güzel olaylar değil, bir de kısaca şunu söyleyeyim, Avrupa Türkiye’de olan bitenleri her yönüyle biliyor. Kimse bu konuda endişe etmesin diyorum.

Elmas Topcu: Birlik, son yıllarda AKP hükümetini sert biçimde eleştirdi. Erdoğan’ın Türkiye’de özel hayata ve özgürlüklerin kısıtlamasına yönelik uygulamaları olduğuna dikkat çekildi, diplomatik dille uyarıldı. Geçen hafta orta öğretimde başörtüsünün serbest bırakılması üzerine gelen Erasmus ve cinsellik tartışmasını kimi çevreler muhafazakarlaşmanın göstergesi diye niteliyor. Siz ne dersiniz?
İsmail Ertuğ: Başörtüsü özgürlükler alanına girer ve AB Komisyonu, bu tür konuların detayına girmez, ama takip eder, araştırır ve sonuçlarını mesela ilerleme raporuna yansıtır. Zaten yakın zamanda Türkiye İlerleme Raporu açıklanacak. Raporda ben bunun temel hak ve özgürlükler temelinde olumlu değerlendirileceğini düşünüyorum. Bundan ben de rahatsız değilim, son derece uygun olduğunu düşünüyorum. Kimileri böyle olmadığını düşünüyordur, o kişilerle de derinine bakıp, öyle tartışmak gerekir, altında başka bir niyet var mı diye. Ha varsa ben bunu bilemem, ama temel haklar konusunda bu tür imkanların herkese sunulması kanaatindeyim. Almanya’da da hep bunu savundum. İş veya eğitimde insanların rahat ettiği şekilde özgür olması gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyle Türkiye’de bunun önü açıldıysa, ben buradan baktığım kadarıyla yanlış bulmuyorum.

Elmas Topcu: Diğer taraftan dövme, piercing, saç boyama, makyaj, sakal, bıyık vb. yasaklar devam ediyor deniyor…
İsmail Ertuğ: O konuda konuşmaya gerek bile yok, zira konu serbestlik ise serbestlik her yönüyle olmalı. Herkes özgür olabilmeli, piercing ise piercing, isteyen dövme yapar, başörtülü gezer, başörtüsüz gezer, bunları insanların kendi iradesine bırakmak gerekir. Ben bu tarzışmaları yapmaktan, anlatmaktan da yoruldum diyebilirim. 21’nci yüzyılda herkes istediği gibi yaşasın. Muhafazakar insanlara da saygılı olalım, liberal olanlara saygılı olalım, ateist olanlara saygılı olalım. Ayrıca bu tür şeylerle zaman kaybediyoruz. Önemli olan bireyin topluma faydalı olabilmesi, zararı olmadığı sürece bana göre hiç farketmiyor. Baksanıza bazen de kendini çok inançlı olarak lanse eden insanların teröre hizmet ettiğini görebiliyoruz.

Elmas Topcu: Erasmus Programı’na dönecek olursak. AB, en prestijli projelerinden birine Erasmus yerine orgasmus denmesine, „eğitim değil, yozlaşma projesi“ iddiasına tepki verilecek mi?
İsmail Ertuğ: AB, bu konuya pek girmez, sakin yanlış anlaşılmasın, ama Avrupa’da insanlar bu tür söylemlere gülerler. Ayrıca muhafazakar kesim bizde de var. Mesela ben yıllardır Birlik’in muhafazakar olarak bilinen ülkelerinden böylesi konularda hiç bir şey işitmedim. Polonya, Malta, İtalya veya Yunanistan…Bunlar da muhafazakar bir nevi…Aslını sorarsanız böyle basit şeylerle vakit kaybetmemeli. Eleştirinin geldiği medyaya da baktığımızda, birilerine mesaj veriyorlar, kendi reytinglerini arttırmak istiyorlar diye düşünüyorum.

@topcuelmas